İstanbul Sözleşmesi’nin feshi: Bundan sonra ne olacak?

5

İstanbul Sözleşmesi’nin dün gece yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile feshedilmesine yönelik tepkiler büyüyor. Kadın hakları savunucuları bundan sonraki süreçte şiddetin daha da artacağını öngörürken, hukukçular uluslararası sözleşmelerin sadece Cumhurbaşkanı kararı ile feshedilemeyeceğine dikkat çekiyor. Öte yandan İstanbul Sözleşmesi’nin ardından, sözleşmeyi referans alarak çıkartılan 6284 sayılı kanunun akıbeti de belirsiz. Cumhurbaşkanı sözleşmeyi feshedebilir mi?

Hukukçulara göre Cumhurbaşkanı’nın, bir uluslararası sözleşmeyi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) götürmeden feshetmesi usül açısından yanlış. Bu bağlamda “Cumhurbaşkanı’nın bir karar ile bu sözleşmeyi feshetmesi mümkün mü?” sorusunu yönelttiğimiz Anayasa Profesörü Serap Yazıcı, “Hayır” yanıtını veriyor. DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Yazıcı, bunun gerekçesini ‘yetkide ve usülde paralellik’ ilkesine bağlayarak, şöyle açıklıyor:

“Anayasamız uluslararası sözleşmelerin ne şekilde yürürlüğe gireceğini, bunların hukuk düzeni içindeki statülerinin ne olduğunu 90’ncı maddede düzenliyor. Buna göre bütün uluslararası sözleşmeler, TBMM’nin kabul edeceği bir uygun bulma kanununa dayanmak suretiyle, yürütme organı tarafından yerine getirilir. Yani, önce TBMM’ye ‘yürütme organına şu konuda Türkiye adına uluslararası anlaşma yapman uygundur’ diye, bir uygun bulma kanunu çıkaracak. O kanun usülüne uygun olarak çıkacak ve yürürlüğe girecek. O yürürlüğe girdikten sonra sözü geçen kanunun verdiği açık yetkiye dayanarak Cumhurbaşkanı da sözleşmeyi Türkiye adına onaylamış olacak.”

“Kadınlar iptal davası açabilir”

Türkiye’nin bir uluslararası sözleşmeden çıkarken de benzer bir yol izlemesi gerektiğini savunan Yazıcı, “Uluslararası anlaşmalardan vazgeçmenin bir kuralı var. O da kamu hukukunun ‘yetkide ve usülde paralellik’ ilkesi. Bu ne anlama geliyor? Bir işlemi yapmaya yetkili olan organ, o işlemi geri almaya da yetkilidir. Bir işlemi yaparken hangi usül kuralına uyuyorsanız, aynı usül kuralına uyarak onu geri alabilirsiniz” diyor.

Yazıcı’ya göre önce TBMM’nin İstanbul Sözleşmesi’nin feshini uygun bulacağına dair bir kanun çıkarması ardından da söz konusu kanunun yürürlüğe girmesi gerekiyor ki yürütme organı bir uluslararası anlaşmayı feshedebilsin. Yazıcı bu noktada, tüm kadınların bireysel olarak yürütmenin durdurulması için iptal davası açabileceğine de dikkat çekiyor ve şöyle diyor: “Bu o kadar hukuka aykırı ki bir işlem ki, bu işlem hiç doğmamış sayılır. Hukukta böyle bir prensip var. Burada tüm kadınların menfaat payı var. Ben tüm kadınları, bu uygulamanın durdurulması için iptal davası açmaya davet ediyorum”.

Sözleşme neden tartışılıyor?

2011’de imzaya açılan ve 2014’te yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi’nin amacı kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi, şiddetten mağdur olan kişilerin korunması, suçluların cezalandırılması ve kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik politikaların hayata geçmesi. Bu çerçevede sözleşme, taraf devletin özellikle şiddete uğrayan kadınların korunması için bütünlüklü bir dizi önlem almasını şart koşuyor.

Türkiye’de bu sözleşmeye karşı çıkanlar ise çoğunlukla sözleşmedeki “toplumsal cinsiyet” ve “cinsel yönelim” gibi ifadelerin kabul edilemez olarak görüyor ve sözleşmenin bir bütün olarak Türk aile yapısına zarar verdiğini iddia ediyor. Kadın örgütleri ise, Türkiye’de erkek şiddeti vakaları ile kadın cinayetlerinin önüne geçilebilmesi için sözleşmenin hayati önemde olduğuna dikkat çekiyor. Bu sebeple, Türkiye’yi sözleşme maddelerini uygulamaya ve imzacı olarak üzerine düşen görevleri yapmaya davet ediyor.

Sözleşme yürürlükte mi?

Kararın hukuki olmadığına yönelik görüşlere paralel olarak kadın örgütleri ile hukukçulardan sözleşmenin feshinin “yok hükmünde” olduğuna dair açıklamalar geldi. Pek çok kadın örgütü “kararı tanımadıklarını” beyan etti.

© Deutsche Welle Türkçe

Yorum Yaz