Korkarak yaşanmaz

0
26

‘Susamam’ ve ‘Boğaziçi Hür’ şarkıları nedeniyle hedef gösterilen rapçi Fuat Ergin ile konuştuk: Çıkıp anayasal hakkını kullanıyorsun, geliyor seni terörist ilan ediyor. Annemin, babamın ölümünden daha çok yıprattı şu ülkenin son 18 yılki durumu

Boğaziçi Üniversitesi’ne Melih Bulu’nun atanmasının üzerinden bir ay geçti. Atanmaya tepkiler gün geçtikçe büyüyor. Protestolar yaygınlaştıkça şiddet de arttı. Öğrenciler gözaltına alındı, yerlerde sürüklendi, ters kelepçelendi, protestolara müdahale sert oldu. Akademisyenler de hedef gösterildi. Öğrencilerin temel hak, demokrasi ve üniversitenin özgür ve özerk yapısının korunmasına yönelik sürdürdüğü eylemler toplumdan da destek gördü. Öğrencilere destek verenler arasında sanatçılar da bulunuyor.

Geçtiğimiz yıllarda doğa katliamına karşı “Susamam” şarkısı ile gündeme gelen rapçi Fuat Ergin, bu dönem de “Boğaziçi Hür” şarkısını besteledi ve yorumladı. Boğaziçili öğrencileri sözlerini yazdı. “Biz yolumuzdan dönmeyiz/Bu toprakların umudu kim/ Biz gençleriz” sözlerinin yer aldığı parçayı seslendirdiği için rapçi Fuat Ergin, Susamam’dan sonra “Boğaziçi Hür” parçasından dolayı da hedef gösterildi. O da ‘terörist’ ilan edildi. Ergin’in ise tavrı net: “Bunlar beni korkutmuyor ve bu coğrafyada haksızlıklara karşı ses çıkarılması gerekiyor” dedi.

Şu an Boğaziçi Üniversitesi’nde eylem yapan öğrenciler ve onlara destek veren akademisyenler başta olmak üzere birçok kesim ‘terörist’ ilan edildi. Protestolara müdahale de sert oldu. Bu tabloyu nasıl görüyorsunuz?

Aslında yıllardır Türkiye çok saçma sapan bir girdabın içinde. Anayasa’da kırılmadık kemik, kırılmadık kanun, çiğnenmedik yasa ve insanlara yapılmadık yanlış kalmadı. O kadar sancılı bir sürecin sonunda böyle patlamalar yaşıyoruz ki bunlar önlenebilecek şeyler değil. Mevcut hükümet gerçekten gittiği yoldan ya da yaptığı hatalardan hiçbir şekilde ders çıkarmıyor ya da hiçbir şeyi öğrenmiyor, bu ciddi bir problem. Dediğim dedik! Astığım astık! gibi bir yolla bu gidişat çok yanlış. Bu ülkenin nüfusu 80 milyonu aşıyor. Birçoğumuz bir arada yaşıyoruz, sadece 10 milyon-12 milyon oy alıp bu ülkeye bu şekilde davranmaya hiç kimsenin hakkı yok. Güvenilirliğini ve inandırıcılığını “biz kandırıldık” dediğinde zaten yitirdi. Bu kadar önemli bir makamda kandırılıyorsan demek ki sen bu işi yapamıyorsun. Ya da yönetime dahil olanlar liyakat açısından buraya layık olmayan insanlar.

Peki, nasıl bir sürecin içindeyiz?

O kadar çarpık ki neresinden bakayım! Çıkıp anayasal hakkını kullanıyorsun gösteri yapmak için, geliyor seni “terörist” ilan ediyor. “Sen ülkeyi bölmek istiyorsun” diyor. Alakası yok. Benim kimseyi ötekileştirme gibi bir derdim falan yok, öğrencilerin de yok. Ayrıca sadece öğrenciler karşı değil ki yapılan atamaya, oradaki akademisyenler gayet karşılar atamaya.

Belediyelere ve kurumlara da daha öncesinden atamalar yapıldı. Şimdi de üniversitelere. Bütün bunların hepsi ne demek?

Bu şu demek! Benim her istediğim olacak demek. Çok despot ve çok faşizan bir yaklaşım açıkçası. Bizim ülkemiz gerçekten demokrasiyi yıllardır cumhuriyetin kurulmasından beri çok sancılı yaşayan bir ülke. Çok sancılar çekti bu ülke. Hepimiz artık huzur ve refah istiyoruz. Birlikte, beraber bir arada yaşamak ve bir yol bulmak istiyoruz. Avrupa’ya da, Amerika’ya da, İngiltere’ye de baktığımız zaman dünyaya demokrasi diye sattıkları şey aslında emperyalizm. Çok sert kapitalist çizgileri olan emperyalist düşünce satıyorlar. Bizim gerçekten kendi yolumuzu bulmamız gerektiğine inanıyorum. Kırılma bence çok önceden yaşandı.

Kırılma nerede başladı?

Mesela Gezi’de! İnsanlar “Taman yeter artık” dediler ve ben Gezi’de de oradaydım. HDP’lisi de, CHP’lisi de, MHP’lisi de hepimiz bir aradaydık. Orada hiçbir kötülük olmadı. Polisin saldırması dışında hiçbir şiddet yaşamadık. Herkes birçok şeyin farkında. Yıllardır seçimler manipüle ediliyor. Kayyumlar atanıyor, kumpaslar kuruluyor; o kadar saçma bir karanlığın içindeyiz ki: Enerjiler o kadar kötü yönetiliyor, şehir o kadar da çarpık inşa edilmiş ki mutlu olabilmenin imkanı yok gibi duruyor ama buna rağmen insanlar gerçekten sağduyularını koruyorlar. Bu ülkenin uçurumdan düşmesine izin vermeyecek bir sürü insan var…

Bir sindirme politikası mı izleniyor? 

Her türlü sindirilmeye çalışılıyoruz. Birisi kitap yazıyor ona iftiralar atılıyor. Biz 2019’da bir şarkı çıkardık, o şarkı nedeniyle suçlandık. “Pislik at izi kalsın” sonra trolleyelim, yalanlar uyduralım, medya da çok ciddi şekilde çürümüş durumda kullanılıyor. Medyanın kullanılış şekli de akıllara zarar. Seninle aynı fikirde olmayan herkese “terörist” damgası vurmak, ya da “vatan haini” damgası vurmak bu kadar da olmaz. Bu ülkenin iyiliğini istiyorum.

Benim gibi birçok insan var. Yavaş yavaş bir araya gelinmeye başlandı. Şu son belediye seçimlerinde aldıkları cevabı unuttular zannedersem. 2023’te bence çok ciddi bir cevap da geliyor. Bunu gözardı etmesinler. Artık insanları yaftalamaktan, suçlamaktan bir vazgeçilsin ve bir diyalog kurulabilmesi için efendi gibi konuşulması gerekiyor.

Bu ülkede başka ciddi sorunlar yok mu;? İşsizlik, ekonomi? Aslında ne manipüle ediliyor?

E ülkeyi yönetemediklerini gördükleri için dikkati başka yerlere çekip baskıyla gündem değiştiriyorlar. İşte şu pandemi sürecinde gördük. Esnafı, işsizliği, kapanan işyerlerinin ne hallere düştüklerini gördük. Bakın sadece ülkemizde 200’e yakın müzisyen intihar etmiş, hayatını idame ettiremediği için. Kötü bir yere doğru gidiyoruz. Akılların başa devşirilmesi gerekiyor. Biz çıkıp fikrimizi söyleyebilmeliyiz. Bunun için de üniversitedeki gençler plastik mermi ve şiddete maruz kalmamalı. Polis tarafından coplanmaya, linç edilmeye maruz kalmamalı. Ayrıca devlet kolluk kuvvetlerinin bu şekilde kullanılması gerçekten çok ciddi bir problem.

Şimdi siz de hedef gösterildiniz. Sanatınızla da bir duruş sahibisiniz.

Ben yıllardır rap yapıyorum. 30 yılı aşkın bir süredir hip-hop kültürünün bir parçasıyım. Ben bu muhalif duruşumu ilk yazdığım şarkılardan bu yana her zaman korudum. Bunlar benim yanımdan geçemez, beni etkileyen şeyler. Annemin, babamın ölümünden daha çok yıprattı açıkçası şu ülkenin son 18 yıldır durumu. Gerçekten artık bir düzlüğe çıkmak istiyoruz. Ama bu ülke çok ciddi bir şekilde bu rant kavgası yüzünden, güç zehirlenmesi yüzünden engelleniyor. Ben eminim halk gerçekten bunun cevabını en yakın seçimlerde verecektir diye düşünüyorum.

Genel olarak ‘Bu ülkede farklılıklara tahammülsüzlüğün olduğu bir yerde kutuplaşmanın içinde yaşıyoruz’ serzenişi var. Ama bir tarafıyla da bir sessizlik mi var? Bu sessizlik kırıldı mı?

Bizim halkımız eğitimi ne kadar elinden alınmış olsa da, eğitim sistemi ne kadar çürütülmüş olsa da, paraya dayatılmış olsa da kendini bir nevi yetiştirebilen, bilinçlendirebilen bir halka da sahibiz. Bunların cevabını kesinlikle vereceğine eminim. Her şeyimi alırlar, canımı da alırlar ama umudumu alamazlar. Ben umudumla yaşıyorum. Bu ayrıştırıcı dile artık bir son verilmeli. Onlar, bunlar, şunlar diline bir son verilmeli.

Çözüm bulmakta sanatçının tutumu nasıl?

Yani sanatçıların çoğu gerçekten statülerini yükseltmeye bakıyorlar. Para kazanmaya bakıyorlar. Ve bu işleri “etliğe-sütlüğe” hiç karışmayalım diye devam ediyorlar. Ekmeklerinden olmak istemiyorlar, ki insanlar ekmeklerinden oluyor. Gerçekten burası çok acayip bir coğrafya bu konuda. Yani sanata, aydınlanmaya destek olunması gerektiğini düşüncesindeyim. Sanat bir ülkenin halkını bilinçlendirir, aydınlatır şeklinde olması gerekir. Ama sadece lay-lay-lom yapılıyor. Eller havaya, salla kalçanı haydeee… Şöyle böyle. Boş aşk şarkılarıyla dolu. Gerçekten cesareti olan insanların sayısı çok az. Ve umarım benim göstermiş olduğum cesaret başkalarına da bulaşır. Ayağa kalkmaları için vesile olur. Benim için Rap sadece bir Rap değildir. Hem kendimi yetiştirmek için yaptım hem aydınlanmam için hem de kendimi eğitebilmek ve daha iyi seviyeye gelebilmek, benimle aynı düşüncede olan insanlarla bir payda olabilmek ve bu paydada büyüyebilmek amaçlı yaptım. Uzun yıllar sürdü ama hedefimize yaklaşmış durumdayız. Korkarak yaşanmaz.

Cesaret bulaşıcıdır diyorsunuz. Yeni jenerasyonda müzik türleri ve sauntlarına baktığımızda artık rap gençler tarafından hani Z kuşağı gençliği var ya orada da çok anlamlı bir yere sahip. Söylenmeyeni söyleme isyan biçimi. Bunun gençler arasında etkili olmasını neye bağlıyorsunuz?

Yaniii… ben de Z kuşağıyım bu arada:)

Jenerasyonlar kendi çaplarında bir arayış içindeler. Dünyada da moda olmasının öncülüğünde bizim ülkemizde de baya bir aldı yürüdü. Özgürlük böyle bir şey. Bir yerden patlak verebiliyor. Müzikten gelebiliyor, sporla gelebiliyor, ya da bir sanatla gelebiliyor. O kadar çeşitli yerleri var ki. Z kuşağını geçtim bir de milenyum kuşağı var, 2000’den sonra doğanlar. Bunların tatmin seviyesi de çok acayip yerlerde. Hayat hiçbir şekilde yanlarından geçsin istemiyorlar ve maksimum enter time ile yaşamak istiyorlar. Maksimum eğlence, maksimum haz ve çok çabuk tüketiliyor her şey ve böyle karmaşık bir şeyle karşı karşıyayız. Şimdi bu Z kuşağı dediğimiz, milenyum dediğimiz insanlar olgunlaşacaklar, yaşlanacaklar ondan sonra bakalım nasıl kuşaklar gelecek. Çünkü bütün kuşaklar birbirleriyle etkileşim içindeler, bakalım birbirlerini nasıl etkileyecekler. Zaman gösterecek diye düşünüyorum. Dünyada büyük çalkalanma var.

Kapitalizmin yarattığı bu tüketim, toplumla her şeyi yüzeysel hale mi getirdi?

Kesinlikle… İnanılmaz bir tüketim toplumu olduk. Maymun iştahlılık inanılmaz derecede arttı. Mesela insanlar bir buçuk dakikadan uzun videoları izlemiyorlar. Uzun bir yazıyı okumak istemiyorlar. Mesela ben albüm yapıyorum 24 şarkılık veriyorum üç hafta sonra “Abi yeni albüm ne zaman çıkacak” sorusu geliyor. Hey, hele önce bu albümü dinle bir analiz et ondan sonra zaten gelecek ama emperyalist-kapitalist sistem gerçekten müşteri ırkı yaratmayı başardı. Çok çabuk tüketen, her şeyden çok çabuk sıkılabilen bir müşteri potansiyeli ve profili. Bunun değişmesi ve bu dünyanın değerini anlamamız için ne olması gerekiyor? Artık susuz mu kalmamız gerekiyor? Balıkların tamamen tükenmesi mi gerekiyor? Ormanların tamamen bitmiş mi olması gerekiyor? Ne olması gerekiyor? Bilinç için.

Doğa katliamına karşı yaptığınız ‘Susamam’dan sonra şimdi de ‘Boğaziçi Hür’ şarkısı ile hedef gösterilmeyle karşı karşıya mısınız?

Aynen öyle. Karşı karşıyayız! Twetter’dan da Instagram’dan da, bireyler de saldırıyor, medya da saldırıyor. Geçen gün yine Susamam gündem oldu. Bir kanal ATV’de 5 dakika boyunca benim hakkımda konuşuyorlar ve benim ismimi bile zikredemiyorlar. Çünkü biliyorlar ellerinde hiçbir somut kanıt yok gelip beni buradan alabilmeleri için. Ancak böyle “Pislik atalım izi kalsın” kafasıyla ya da trollenme, altını oyma, kumpas kurma kafasıyla yaklaşıp saldırıyorlar. Ne çirkin insanların kafasındaki düşünceler, komplo teorileriyle saçma sapan kendi ürettikleri yalanlarla harmanlayıp saldırıyorlar ama bir kumpas kurulamaz mı kurulabilir. Bu ülkede her şey olabilir gibi duruyor. Benim bu tip şeylerden ne endişem ne de korkum var. Benim bu hükümet ile düşünce ayrılıklarım var diyebilirim.

Düşünlerini söylemek demokratik bir hak. Farklılıklara neden tahammül yok?

Öncelikle bu ülkeyi yönetmeye çalışanların akıllarını başlarına devşirmeleri gerekiyor. Geçen gün İçişleri Bakanı çok talihsiz bir açıklamada bulundu. LGBT+İ’lere sapkın dedi. 1858 yılında yanılmıyorsan Osmanlı’da eşcinselliğin hastalık olmadığı kararı çıkmış. Şimdi aradan 150 yıl geçmiş ve bu şekilde bir düşünceye geri gidiyoruz. Böyle bir şey söylemenin amacı nedir? Bu insanları hasta olarak yaftalamanın amacı nedir? Gerçekten çok büyük gaflet ve delalet içinde söylenen şeyler. Bu toplumu bölmek ve ayrıştırmak, düşmanlığı körüklemek için yapılanlar gerçekten akıllara zarar. Bunun derhal durması gerekiyor.

Ortaklaşmanın ve bir arada daha güçlü durmanın yolu ne olur? Bu değişim nasıl gerçekleştir?

Şiddet olmadan diyalogla, ortaklaşarak olmalı. Zihnimizde olacak olan bir devrimle olsun diyorum. Bu değişim devrimi zihnimizde olsun. Bu bilinçlenme kafamızın içinde olsun. Ve kimsenin canını yakmasın artık. Bu ülkenin iyiliğini isteyen, bu ülkenin düzlüğe çıkmasını isteyen bir sürü insanı öğüttü bu ülke. Üreten, topluma mal olmuş insanları öğütüyor bu ülke. Bu ülkenin aydınlığını, geleceğini, önünü açacak bütün insanları öğütüyor. Bunun kesinlikle değişmesi gerekiyor. Bizim diyalogdan başka bir çaremiz yok. Yoksa çok saçma sapan bir yerlere gidecek. Diyalog, diyalog, diyalog. Bizim konuşabilip birbirimize tahammül edebilmemiz gerekiyor. Bu tahammülsüzlüğün sebebini ben açıkçası anlayamıyorum.

Boğaziçi eylemleri atama geri çekilene kadar devam edecek gibi gözüküyor. Siz ne görüyorsunuz yarına dair?

Evet bu atamanın geri çekilmesi gerekiyor. Liyakatin bu ülkeye geri gelmesi gerekiyor. Bunun önemi çok büyük. Gündemde çok daha önemli şeyler var. İnsanlar alışverişe gittiğinde anlıyorlar bu ülkenin ne halde olduğunu. Paramızın bu kadar değer kaybetmiş olması. Ekonomimizin çökmüş olması. Devlet kasalarının boşalmış olması. Hazinenin boşalmış olması. Bunlar çok ciddi problemler, bunlara odaklanılmalı. Ülkemizde tarım var, balıkçılık var. Çevreye karşı bir bilinç geliştirilmeli, çok daha önemli konular var. Bunlarla gündemler yaratılıp bu ülkenin iyiliğini isteyenlerin “terörist” yaftalamasıyla, damgalanmasıyla bize bu gündemin dayatılması çok acı. Çok daha ciddi sorunlara odaklanmalıyız.

Derdim çok ama umudumu kaybetmiyorum

Fuat Ergin’in derdi nedir?

Çok fazla derdim var. Özellikle doğamıza nasıl davrandığımız, bizim nasıl bilinçte olduğumuzu gösteriyor. Hayvanlara nasıl davrandığımız. Çocuklara nasıl davrandığımız. Eğitim sistemimizin nasıl olduğu. Çevreye nasıl davrandığımız. Bunların hepsi bizi dünyaya gösteren kartvizitimiz. Bunların çok ciddi bir biçimde reformdan geçirilmesi gerekiyor. Bu rant politikalarının artık durması gerekiyor. Rant uğruna ormanların katledilmesi, denizin boşaltılırcasına balıkçılık yapılması. Bu ülkede eğitimde artık sınıfta kalmak yok. Zayıf not almak yok. E ne öğreniyor bu çocuklar? Bu eğitim sistemi rant üzerine kurulmamalı. Eğitim bir ülkenin en önemli yapı taşlarından biri. Bunun altını oyamayız. Bunun altını boşaltamayız. Benim derdim gerçekten başındam aşkın, bu ülkeyle ilgili o kadar çok şeyi kafama takıyorum ki. Ama yine umudumu kaybetmeden pozitif bir şekilde yaşamaya çalışıyorum. Umarım en kısa zamanda hepimiz bilinçleniriz ve daha güzel günler görürüz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here