Keyfi olarak engellenen tahliyeler sorunu

5

İnfaz yasasında yılbaşında yürürlüğe giren bir madde sayesinde, koşullu salıverme hakkına kavuşan bir mahpusun tahliyesi, cezaevinde oluşturulan bir kurul tarafından iki kez 6’şar ay geciktirilebiliyor. Cezaevinde oluşturulan ve içinde öğretmen, psikolog ve gardiyanların falan bulunduğu bu kurulların verdiği keyfi kararlar yüzünden geciktirilen tahliyeler, sadece mahpuslar için yeni mağduriyetler yaratmayacak, aynı zamanda yeni düşmanlaşmalara neden olacaktır. Mahkeme kararı olmadan verilen bu tahliye etmeme cezalarına yasal olarak itiraz edemeyen mahpusların, hakkını arayacağı şekli tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok. Kişisel husumetlere neden olacak bu uygulamalardan vazgeçilmesi gerekiyor. Tahliye edilmesi gerektiği halde tahliye edilmeyenlerle ilgili haberleri gazetelerde sık sık okumaya başladığınız gibi, bana ulaşan mektuplarda da bu konu işlenir oldu:

Elazığ 2 nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Kadir Kevser, 27 Ocak 2021 tarihli mektubunda şöyle diyor: “Yeni yılla birlikte yürürlüğe giren koşullu salıvermeye ilişkin düzenleme ile deyim yerindeyse tahliyeler artık öngörülemez ve keyfi biçimde ertelenmeye başladı. Burada son dört yıl içinde yüzlerce hücre cezası verildi. Bu hücre cezaları zaten infaz yakmaların önünü açmıştı. Sanırım genel anlamda bununla yetinilmemiş olacak ki, bu infaz yakmaları genelleştiren bir kanun yaptılar. Cezaevinin açıldığından bu yana uygulamadıkları-kullandırmadıkları spor, sohbet, atölye, sanatsal ve eğitsel kurs gibi faaliyetlere katılmadığımız için iyi hal hanemize eksi puan yazılacakmış.

Bunun yanı sıra işin trajik yanı artı puan alabilmemiz için din eğitimi ve rehberlik konularında istikrarlı bir katılım grafiğimizin olması gerekiyormuş. Eğer Türkiye Cumhuriyeti ve kurumları laik-sosyal hukuk devleti ilkelerine bağlı ise böylesi bir uygulama olamaz. Zaten yaş ve çok ciddi sağlık sorunu olan mahpusların tahliyeleri bile askıya alınmış durumda. Burada ülke gündemini bile doğru dürüst takip edemiyoruz. Sizin aracılığınızla bu ve benzeri sorunlarımızı ülke ve dünya kamuoyuna iletmek istiyoruz.”


İzmir-Kırıklar 1 nolu F Tipi Cezaevi’nde bulunan Güven Usta’nın 7 Ocak 2021 günü gönderdiği Aralık 2020 hak ihlalleri raporunda özetle şunlar belirtiliyor: “Bekir Şimşek, Remzi Uçucu, Hacı Demir, Rıza Özçolak, Güven Usta, Servet Göçmen, Şerif Turunç’a gereksiz yere slogan atmak ve marş söylemek gerekçesiyle verilen çeşitli sürelerdeki ziyaretçi kabulü cezalarının kimisine yapılan itirazlar reddedildi ve uygulanmaya başlandı. Hapishane idaresi son aylarda hücre aramalarını sıklaştırdı. Ayda iki, bazen üç defa, hatta hafta sonra arama yapıyor. Aralık ayı içinde suya sınırlama getirme çalışmaları başladı. Kullandığımız sıcak ve soğuk suya kota konularak daha az su kullanmamız amaçlanıyor. İdare tarafından her hafta verilen dezenfektan, eldiven ve maskeler ayda bir defa verilmeye başlandı. Oysa pandemi döneminde bol suya ve dezenfektanlara ihtiyacımız var. Hapishane içi ücretsiz posta hakkımız engelleniyor.”


Elazığ 2 nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan Ergin Doğru, gönderdiği mektubunda şöyle diyor: “Son bir yıl içinde koşullarımız iyileşmediği gibi daha da kötüye gidiyor. Yeni Yaşam gazetesinin ardından artık Evrensel gazetesi de verilmiyor. Cumhuriyet ve Birgün gazetesi de bize pahalı geliyor. Bu yılın başından itibaren son yasa yürürlüğe girdi. Artık koşullu salıverme, infaz yakma durumları sık sık yaşanacak gibi. Çünkü cezaevi izleme kurullarının yapısı gereği siyasi mahpuslar lehine karar vermesi mümkün değil. Zaten yansımalarını görmemiz için çok beklememiz de gerekmedi. İzleme kurulları birçok arkadaşın infazını yaktı, birçok kişinin de koşullu salıverme hakkını engelledi. Bu uygulama tamamen siyasileri biat ettirmeye, örgütlü yaşamlarını dağıtmaya dönük. Dayatılan ‘bağımsızların odalarına gidin’ yaklaşımıdır. Bu haksız ve adaletsiz durum büyük mağduriyetler yaratacaktır.


SON DAKİKA: İstanbul-Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve birçok kronik hastalığı olan Tenzile Acar boğazından şiddetli kan geldiği için 5 Şubat 2021 Cuma günü hastaneye götürüldü. Muayene sonrası daha önceki rahatsızlığının tedavi edilmemesinden kaynaklı olarak, Tüberküloz/Verem olduğu tespiti yenilendi. Ancak bu tespite rağmen hiçbir sağlık ve tedavi tedbiri alınmadı ve dahası karantina tedbiri gerekçesiyle bir de tek kişilik hücreye atıldı. Birlikte kaldığı koğuştaki arkadaşlarıyla görüştürülmedi ve kendilerinden yiyecek-içecek temin edebilme imkanından da yoksun kaldı. Bu ihtiyaçlarının giderilmesi için koğuştaki arkadaşlarıyla görüşmek istemesini talep etmesine karşılık, cezaevi yetkilileri, “Şu an karantinadasın ve arkadaşlarınla hiçbir şekilde irtibata geçemezsin” cevabı verilmiş. Kamuoyunun bilgisine…

MEKTUBU GELENLER:

———————————

Ergin Doğru – Elazığ 2 nolu Yüksek Güvenlikli CİK

Kadir Kevser – Elazığ 2 nolu Yüksek Güvenlikli CİK

Güven Usta – Kırıklar 1 nolu F Tipi Cezaevi

İdris Baluken – Sincan 1 nolu F Tipi Cezaevi

Yorum Yaz