Su kıtlığı kapıda

0
18

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Tolunay, iklim krizine bağlı olarak İstanbul’un geleceğinin kuraklık tehlikesi ile baş başa olduğu öngörüsünde bulunarak, “Kuraklık ve su kıtlığı ile birlikte içme suyuna erişim ve tarımsal üretimde sorunlar yaşanacaktır’ dedi 

Berfin Karaman-İstanbul/MA

Kapitalist sermayeci sistemin aşırı kâr hırsının doğaya ve doğal kaynaklara yönelmesiyle beraber büyük ekolojik yıkımlar meydana geldi. Yaşanan tahribatlardan kaynaklı insanlık ise büyük felaketlerle yüz yüze bırakılıyor. Küresel ısınma, su kaynaklarının azalması, çölleşme, doğal yaşam alanlarının yok edilmesi, yaşamın devasa büyüklükte kentlerde kalabalıklara ve betonlara sıkıştırılması gibi örnekler başta olmak üzere yaşanan ekolojik yıkımlar, 21. yüzyılın en önemli sorunları olarak öne çıkıyor. Türkiye’de barajlarda su sıkıntısının baş gösterdiği illerin başında yer alan İstanbul’da, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (İSKİ) verilerine göre 2020 yılı Ocak ayında yüzde 36 olan baraj doluluk oranı 2021 Ocak ayında ise yüzde 19.79’a düştü. 15 milyondan fazla insanın yaşadığı İstanbul’da barajlardaki su seviyesindeki düşüklük, yurttaşların endişelerini giderek arttırırken, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doğanay Tolunay, olası tehlikelere ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Sular termik santrallere…

2020 yılı genelinde yağışların yüzde 13 azaldığını söyleyen Tolunay, baraj doluluk oranlarının uzun yıllardır görülen en düşük seviyelerde olduğunu belirtti. Türkiye genelinde 2020 yılı yağışları Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerini paylaşan Tolunay, metrekareye 5 yüz milimetre kadar düşen değerlerin normal şartlarda 574 milimetre olması gerektiğini ifade etti. Tolunay, kuraklığın yalnızca iklim krizinden doğmadığına dikkati çekerek, “İklim değişikliği ile birlikte yanlış arazi kullanımı, tarımsal sulamada modern yöntemlerin halen yaygınlaşmaması, iklim şartlarına uygun tarımsal üretim yapılmaması, termik santraller gibi çok su tüketen sanayi kuruluşları, plansız olarak bir bakıma obez büyüyen kentler, madencilik sektörü gibi çok sayıda etken var. İstanbul özelinde bir diğer sorun 2020 yılı yazına barajların ancak yüzde 67 doluluk oranıyla girmesi oldu. Ülkemizde yıllık olarak 60 milyar metreküp deniz suyu tüketiliyor. Bu suyun yalnızca 4 milyar metreküpü termik santrallere ait” diye anlattı.

Su kaynaklarında kirlilik

Tolunay, su kaynaklarının kirliliğine de değinerek, İstanbul gibi büyük kentlerde birçok su kaynağının kirlilik nedeniyle yok olduğunu söyledi. Şirketlerin kâr hevesiyle gerçekleştirdikleri yapılaşmaların içme suyu havzalarını giderek betonlaştırdığına vurgu yapan Tolunay, “İstanbul’da mega projelerle su havzaları daraldı. Kanal İstanbul ile birlikte 500 bin kişinin suyunu karşılayan Sazlıdere barajı da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Önümüzdeki kış ve bahar aylarında mevsim normalleri civarında, hatta normal değerlerin üzerinde yağış olmaması ve 2021 yazının da kurak olması durumunda yaşanacak su kıtlığı çok daha önemli boyutlara gelebilir” ifadelerini kullandı. Su kesintileri ile kuraklığın önüne geçilemeyeceğine dikkat çeken Tolunay, kritik seviyeye gelinmeden su tasarrufu hakkında halka bilgilendirilmeler yapılması gerektiğini ancak bunun için geç kalındığını dile getirdi.

İktidar sorumlu davranmalı

İklim krizine bağlı olarak İstanbul’un geleceğinin kuraklık tehlikesi ile baş başa olduğu öngörüsünde bulunan Tolunay, “Kuraklık ve su kıtlığı ile birlikte içme suyuna erişim ve tarımsal üretimde sorunlar yaşanacaktır. Başka bir ifadeyle su kıtlığıyla birlikte gıda krizi de yaşanabilir” ifadelerini kullandı. Tolunay, gelecekte iklim değişikliğine bağlı olarak yaşanabilecek kuraklıkların sıtma ve kolera gibi hastalıklara da sebebiyet verebileceğini söyledi. Tolunay, iktidar ile birlikte doğrudan Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ve yanı sıra herkese büyük bir görev düştüğüne dikkat çekti.

Termik santrallerden vazgeçilmeli

Termik santrallerden ve betonlaşmadan vazgeçilmesi gerektiğine işaret eden Tolunay, doğa talanının son bulmasının hem su tüketiminin düşürülmesi, hem de hava kirliliğinin ve sera gazlarının azaltılması için önemli bir adım olacağını ifade etti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here