Beşikçi artık farklı kulvarda…

14

FUAT KAV – İsmail Beşikçi’yi tanımayan yok herhalde. Bir zamanlar “Kürdistan sömürgenin sömürgesidir” diyen İsmail Beşikçi bugünlerde çok farklı kulvarlarda kulaç atıyor. İsmail Beşikçi’nin geçmişte Kürt sorununa ilişkin doğru tespitlerde bulunmuş olması, yazılar yazması, kitaplar hazırlaması bugün onun içinde bulduğu ters konumunu eleştirmeyeceğimiz anlamına gelmez.

Evet, İsmail Beşikçi artık farklı kulvarlarda ve ters bir pozisyonda kulaç atarken, aynı zamanda, deyim yerindeyse takla ata ata Özgürlük Hareketi’nin yeni paradigmasını yorumlama çabasında…

Hiç kuşkusuz ki bireylerin geçmişleri, çalışmaları, emekleri, tarihe ve toplumlara katıkları önemli, ama esas önemli olan onların içinde bulundukları son pozisyonlarıdır. “Ne yaptılar” diye sorulur ama “ne yapıyorlar” diye de sorulur. Hiç kuşkusuz ki bu sorular İsmail Beşikçi’ye de sorulur. İsmail Beşikçi’ye “ne yaptın”, “şimdi ne yapıyorsun”, “dün nasıl yazdın”, “nasıl konuştun” bugün ise “nasıl konuşuyorsun, düşünüyorsun” diye sorular sorulur. Ve soruyoruz; “neredeydiniz, şimdi nerelerdesin sayın Beşikçi?

Biz cevap verelim, Beşikçi bugün çok farklı bir kulvarda, dün savunduğu tezleri bugün ayaklar altına alan bir konumda. Sadece bu da değil, “Kürdistan sömürgenin sömürgesidir” tezi temelinde sömürgecilik statüsünü ortadan kaldırmanın büyük mücadelesini veren Özgürlük Hareketi’ne karşı sadece ters bir pozisyonda değil, aynı zamanda yok olmasını, tasfiye olmasını, sömürgecilik tarafından katliama uğramasını isteyen, bu konuda önermelerde bulunup konseptlerde yer alan bir konumdadır…

Bu belirlemeler ağırdır ancak tam da İsmail Beşikçi’nin içinde bulunduğu son konumuna, yer aldığı yeni kulvara denk belirlemelerdir. Aslında ağır gibi görünen belirlemeler İsmail Beşikçi’nin Özgürlük Hareketi’ne karşı kullandığı kavramlar kadar ağır değildir. Beşikçi tektir, kaybetse de Türkiye halkı soykırımdan geçmez, ama Özgürlük Hareketi kaybederse Kürt halkı soykırımdan geçer, bir ulus, bir halk tarihten silinir. Bunu ne Beşikçi ne de Beşikçi’nin sırtını dayadığı KDP engelleyebilir. O halde kullanılan kavramlar ağır görülmemelidir.

İsmail Beşikçi olgucu, dogmatik, statik, zamanın ruhunu okumayan, okumasını bilmeyen bir bilim insanıdır. Bu dogmatik ve olguculuk hali onu zamana karşı katı-statik ve eklettik bir konuma sürüklediği gibi kendi gerçekliğine, hatta giderek inkâr ve karşıt konuma düşme gibi bir pozisyonuna kadar götürebilmektedir. İsmail Beşikçi’nin son hali budur. İnkâr, karşıt ve Kürt halkının gerçekliğine ters düşmedir. Kim ne derse desin Beşikçi’nin gerçekliği budur.

Beşikçi öylesine bir konuma gelmiştir ki, gerçekten de sadece geçmişini inkâr etme değil, aynı zamanda Kürt halkının Özgürlük Hareketi’nin şahsında tasfiye edilmesini isteyen bir noktaya gelmiştir. Evet objektif veya sübjektif, bilerek ya da bilmeyerek bu noktaya gelmiştir.

İsmail Beşikçi’ye göre Özgürlük Hareketi Güney’de “işgalci”, Şengal’de Haşdi Şabi’nin “işbirlikçisi”, Mexmûr’da “kışkırtıcı” bir güçtür. Ona göre Özgürlük Hareketi’nin Güney’de kalma hakkı olmadığı gibi orada barınması, konumlanması ve yerleşmesi de doğru değildir. “Özgürlük Hareketi Güney’de kaldığı sürece Güney Kürdistan sürekli tehlikede olmaya devam edecek” diyen Beşikçi “bir an önce oradan çıkmalı, eğer çıkmasa zor kullanmalıdır” demektedir. İlginç değil mi? İlginç olan hiçbir hakkı olmamasına rağmen Kürtleri birbirine karşı kışkırtma, birbirine karşı savaştırma, bir gücün yanında yer alırken diğer gücü zor ve şiddetle tasfiye etme pozisyonuna girme tutumudur.

Beşikçi’nin böyle bir hakkı var mı? Elbette ki yoktur. Kaldı ki Beşikçi’nin alanı farklıdır. Bilimle, bilimsel çalışmalarla, teorik izahatlarla uğraşan bir bilim insanıdır. Politik sahaya inip ileri geri konuşması, bazı tespitlerde bulunması, daha da önemlisi şiddet eksenli KDP’yi ve onunla bağlantılı olan güçleri kışkırtma çabasına girmesi Beşikçi’nin işi değildir. Oluşturduğu Kürdistan tezleri, bedel ödemesi, geçmişte doğruları ifade etme uğraşı ona her şeye karışma, Kürdistan’daki politik güçleri birbirine karşı kışkırtma hakkını vermez.

Geçmişte ulusal kurtuluş mücadelesini veren güçlerle hareket eden, teorik ve düşünsel düzeyde çaba sarf eden aydınlar olmuştur. Cezayir, Vietnam gibi ülkelerde çok büyük fedakarlıklar yapan bu aydınlar hiçbir zaman o hareketlerin içişlerine karışmamış, “sen şunu yap, sen böyle davran” deyip akıl verme gibi bir pozisyona girmemişlerdir. Aydın olmanın mütevazılığı budur. Ancak Beşikçi bu mütevazılığı baştan sonuna kadar koruyamamış, bu nedenle de bir zamanlar düşünüp kitaplara döktüğü tezlerine karşıt bir konuma gelmiştir.

Son olarak “Beşikçi linç ediliyor” diyenlere birkaç sözümüz olacak. Beşikçi’ye dönük eleştirilere neden “linç “deniliyor? Beşikçi dünyayı sarsan bir hareketin tasfiyesi için tez üzerine tez üretirken linç etme tutumuna girmiyor da, onun katliam eksenli tezlerine dönük eleştiri olunca mi “linç” oluyor? Bir saldırgana karşı kendini tez ve düşüncelerle savunmak ne zamandan beri linçlik kategorisinde ele alınmaya başlandı? Gerçekten de Beşikçi konuşurken, tartışırken, Özgürlük Hareketi’nin tasfiyesi için tezler üretirken, KDP’ye “eğer çıkmazsa o zaman zorla çıkartın” deyip, katliama davetiye çıkartırken linçlik olmuyor da, yurtseverlerin Beşikçi’nin tasfiyeci tez ve öneriye karşı çıkanların eleştirisi mi linçlik oluyor?

Fazla uzatmadan şunu belirtme gereği vardır: Beşikçi en azından objektif olarak Özgürlük Hareketi’nin şahsında Kürdistan devriminin tasfiye edilmesi sürecinde şer cephesinde yer almaya doğru yol almaktadır. Soykırımcı Türk devleti ile kesin bir biçimde işbirliği içinde olan KDP’yi Özgürlük Hareketi’ne saldırtma temelinde oynadığı rol, Türk faşizmine omuz vermedir. Sömürgeci devletlerin arayıp da bulamadığı bir nimet konumuna gelen Beşikçi mutlak anlamda bu süreçten kopmalı, KDP’nin Türk devleti ile girmiş olduğu işbirliği tutumundan vazgeçirme konusunda çaba sarf etmelidir. KDP’nin yanında yer alıp Özgürlük Hareketi’nin tasfiye etme girişimi ve çabası Beşikçi’ye onur kazandırmaz, tersine kendisinin deyimiyle “Kürt siyasetçi Osman Öcalan”ın indiği seviyeye, daha doğrusu seviyesizliğe kadar götüreceği bilmelidir…

Yorum Yaz