‘Katliam ile demografik değişim ve devletin ideolojik kurumsallaşması garantiye alındı’

6

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Maraş Katliamı’nın 42. yılında yaptığı yazılı açıklamada, katliamlarla Alevilerin yaşadığı bölgelerin demografik dönüşüme uğratılmaya çalışıldığı ve topraklarını terk etmek zorunda kalanların yerlerine yerleştirenler ile devletin ideolojik kurumsallaşmanın garanti altına alınmaya çalışıldığının altını çizdi. 

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi tarafından Maraş Katliamı’nın 42. yılı dolayısıyla yapılan açıklamada, “Aleviler Dersim, Malatya, Maraş, Çorum’da ideolojik demografik yerinden edilmelerine, yerleşimlerine tanıklık etmiştir. On binlerce Kürt Alevi katledilmiş, sürgüne gönderilmiş, başka ülkelere göç etmek zorunda kalmışlardır. Yerleştirilen nüfus ise ideolojik kurumsallaşmanın verdiği tapu karşılığını, kanıyla  ödeyerek, onun katı koruyucusu olarak yerini garantilemeye çalışmaktadır”  denildi.

‘Hayata Dönüş Operasyonları’ adı altında 30 kişinin yaşamını yitirdiği cezaevi ve Roboski katliamlarına ayrıca değinilen açıklamada, iktidarların halen halkları birbirine düşmanlaştıran siyasi ahlak ve sorumluluktan uzak bir dili hakim kılmak istediği belirtildi.

Devletin katliamlarla yüzleşme çağrısının tekrarlandığı açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

“MARAŞ’A SAVAŞ 12 EYLÜL REJİMİNİ HAZIRLAYAN EŞİKTİ”

Maraş; Reya Heq Kürt Alevilerin, Ate’lerin diyarı, Ana Mezin(Qile) kadınların kenti. İkrarın mekan bulduğu coğrafya, acılarımızı par ettiğimiz yaslı gün, topraklarımızın kinle bulandığı, doğduğumuz toprağın bize reva görülmediği,  Nehak zulmü ve bu zulme ortak olmuş aç gözlülük. Bir kirli eller operasyonu. Halkların kanına doymayan Yezid aklı.

Yezid aklı canın alın teri ile üretip sofrasına getirdiği rızkında bile gözü olan akıldır. Bu akıl varoluşundan beri canlılığa zulmediyor. Hakk Yol ise Xızırlaşarak önünü almaya Hakk’kın emri rızasını yaşatmaya çalışıyor. Bu zulüm Türkiye halklarını yönetme ve darbelerle hizaya çeken, özel savaş politikaları olarak uygulanmaktadır.

Maraş özel savaş politikalarından birisi olarak 12 Eylül rejimini hazırlayan eşiklerden biri olmuştur. Halklar arasından kin ve öfke yaratarak iktidarlarını sürdürme yöntemi olarak devreye sokulmuştur. Temel sorgulanması gereken noktalardan biri de; devletin ideolojik kodlarıdır. Bu kodlar Anadolu ve Mezopotamya halklarının dokusuna uymadığı için, kendini zor aygıtı ile ayakta tutmak istemektedir. Lakin; bu kadar uzun süre kendi sınırlarında dağını, taşını hiçbir aidiyet ve vicdani sorumluluk hissetmeden bombalayan dünyada ki ender ülkelerden birisidir. Çünkü; temelde ait hissetmiyor, tehlikede görüyor kendini, kodlarını böyle korumaya çalıştıkça da ait olamıyor ve çatışıyor.

“BOŞALAN YERLERE DEVLETİN  İDEOLOJİK KURUMSALLAŞMASI YERLEŞTİ”

Anadolu ve Mezopotamya halkları yüzyıllardır kendi topraklarına yurt deyip, yurt edinememişlerin geçişlerine tanıklık etmiştir. Kürt Aleviler içinde bu tanıklık devam etmektedir. Dersim, Malatya, Maraş, Çorum ideolojik  demografik yerinden edilmelerine, yerleşimlerine tanıklık etmiştir. On binlerce Kürt Alevi katledilmiş, sürgüne gönderilmiş, başka ülkelere göç etmek zorunda kalmışlardır. Yerleştirilen nüfus ise ideolojik kurumsallaşmanın verdiği tapu karşılığını, kanıyla  ödeyerek, onun katı koruyucusu olarak yerini garantilemeye çalışmaktadır. Halen de yurt olarak benimseyememiştir. Bu nedenle korkularını merkezi ideolojiye yakın durarak bastırmaktadırlar.

“KÜRDE, ALEVİYE, EMEKÇİYE SAVAŞ AÇILDI”

Türkiye’de pandemi koşulları toplumsal birlikteliği zorunlu kılmıştır. İktidarda olma sürecini sonsuzluk ve Nemrudi ölümsüzlük olarak gören sorumluluktan uzak, nefsani zulüm ile karşı karşıyayız. İktidarları için yurtta halkları birbirine düşmanlaştıran siyasi ahlak ve sorumluluktan uzak bir dil hakim kılınmak istenmektedir. Bu dili Maraş katliamı öncesi de gördük. Nefret dili ile devşirme iktidarlar, halkların duyguları üzerinde nefret oluşturdular. Bu nefretten beslenen iktidarlar, Yurdu parsel parsel sattılar. Tüm değerleri ile halkları ise iliğine kadar sömürülecek köle boyutuna getirdiler. Yurdun binlerce güzel evladı bu devşirme iktidarların zulmüne ve nefret iktidarlarına kurban oldu. Bizler Yol edebi ile biliyoruz ki nefretten beslenen nefis iktidarlarıdır. Bu nedenle Cemimizden sevgi, kelamımızdan edep eksik olmaz. Eline, beline, diline sahip olmayanlar haklarımızı ve halklarımızı kırıyor. Nefreti ile halklara, insanlığa karşı işlediği her suçta, daha bir kötürümleşerek yurdu sattıklarını görüyoruz.

Altıncı filoya karşı yurdun gençleri direnirken katline ferman dizdiniz. Yurdu hamudu ile Amerika şirketlerine sattınız. Filistin davasında Yurdun çocukları direnirken İsrail’e peşkeş çektiniz, gizli kapılar ardında. Kürde, Aleviye, işçiye, emekçiye karşı savaş açtınız. Tütün fabrikalarını, yeraltı kaynaklarını, suyunu sattınız yurdun.

“SAVAŞ, NEFRET DİLİ İLE HALKLARA GELECEK VAAT EDEMEZLER”

Aralık ayı emek, barış, demokrasi, insan hakları mücadelesi veren kesimler için bir katliam ayıdır. F tipi, hücre tipi tecrit ve zulüm politikalarına karşı direnen, hayati sorumluluğu devletin korumasında olan 30 insan devlet görevlileri tarafından “Hayata Dönüş Operasyonu” adı altında hayatlarına son verildi. Aynı yaklaşım kendi vatandaşını Roboski’de suçsuz 34 sivili havadan bombalayarak katleden bu nefret ve devşirme iktidar pratiğidir.

Bu katliamlardan medet umanlar da oldu. Halkı uyuturcasına sosyal demokrasi uyutması ile oy devşirenler beslendi. Bugün bir eşikteyiz Dersim, Çorum, Malatya, Maraş, Roboski’de kullanılan dil, söylem, yöntem tekrar denenmek istenmektedir. Toplum olarak bir eşikten geçiyoruz. Bu dilden medet umanlar ya da ortak olacak olanlar halklara bir gelecek vaat edemezler.

Bu vesile ile Koçgiri’de, Dersim’de, Maraş’ta, Malatya, Çorum’da, Gazi’de, Gezi’de bedel ödemiş Alevi halklar olarak herkesi edep-erkan ve barış diline davet ediyoruz. Savaş dili yıkımdır. Barış dili geleceği birlikte gerçekleştirme gücüdür. Biz yaşadıklarımızı unutmuyoruz. Ama yüzleşmekten de korkmuyoruz. Türkiye halkları da korkmamalıdır. Lakin, Nemrudi zihniyet korkularımızdan besleniyor. Rahmet, barış dilimiz ve vicdanlı yaklaşımımız ise zayıflatıyor Nemrutları. Maraş’ı unutmadık, anıları ikrarımızdır.

(HABER MERKEZİ)

açıklamademokratik alevi derneklerimaraş katliamımaraş katliamı 42. yıldönümüpirha

Yorum Yaz