Bülbül: 6 yıl 3 ay hapis cezası bana değil tüm Alevi toplumunadır

11

HDP Milletvekili Kemal Bülbül, hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesini “Günümüzde Anayasanın kendisi insan hakları ihlali işleyen bir yapıdadır. Şu an bir yasasızlık, anayasasızlık söz konusudur” sözleriyle eleştirdi.HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül hakkında silahlı terör örgütüne üye olma’ suçlamasıyla Diyarbakır’da yargılandığı davada 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmişti.

HDP’li vekilin avukatları karara itiraz etmeye hazırlanırken Kemal Bülbül ile geçtiğimiz yıla dair hak ihlallerini konuştuk. “Bizler, çok şiddetli nefret suçlarıyla ve yargının toplumsal muhalefet üzerinde bir silah olarak kullanılmasıyla karşı karşıyayız” diyen Bülbül, mevcut Anayasa’nın insan hakları konusunda yetersiz kaldığını ifade etti.

Samsun’da eline ‘iş-aş’ yazarak 11 Aralık’ta intihar eden bir vatandaşı hatırlatan Bülbül, “Yoksul bir insanımız, hem de insan hakları gününde intihar etti. ‘İnsan hakları’ kavramı bireyin tüm varlığını ifade eder. Yani; işini, aşını, varlığını teşkil eden, inançsal kültürel değerlerin tamamına, kimliğini, kişiliğini oluşturan değerler bütünüdür” dedi.

“YARGI, SUÇ İŞLEYEN BİR POZİSYONA GELMİŞTİR”

Bülbül, “Yargının kendisi hukuksuzluk yapıyor” diyerek tutuklu olan diğer partililerin tamamının hukuka aykırı olarak, keyfi nedenlerden tutuklandığını ifade etti. Yargının insan haklarına karşı suç işler pozisyona geldiğini söyleyen Bülbül şöyle konuştu:

“Örneğin Alaattin Çakıcı’yı eleştiren tutuklanıyor ama Alaattin Çakıcı ana muhalefet partisi liderini açıkça tehdit edebiliyor. Fakat onun hakkında herhangi hukuki bir işlem yapılmıyor. Burada en büyük hak ihlali yapan, adı hukuk olan ama hukukla adaletle ve hiçbir alakası olmayan yargının kendisidir. Yargı insan haklarına karşı suç işleyen bir pozisyona gelmiştir. Örneğin Hakkari’de, Kürdistan’da insanlar çobanlık yaparken, köylerinin çevresinde dolaşırken, asker kurşunlarına hedef olabiliyor. Ve o kurşunu atan kişiler sistematik bir şekilde ödüllendiriliyor. Ama günümüzde anayasanın kendisi insan hakları ihlalleri işleyen bir yapıdadır. Şu an bir yasasızlık bir anayasasızlık söz konusudur. Tutuklu olan partili arkadaşlarımızın tamamı aslında bir yasal, hukuki, yargısal bağlamda değil, keyfi ve nefret suçlarına bağlı nedenlerden tutuklanmışlardır. Bunun hukukla alakası yoktur. Şahsıma verilen ceza da bu bağlamdadır.”

“VERİLEN CEZA TÜM ALEVİ TOPLUMUNADIR”

Bülbül, ceza almasına gerekçe gösterilen 2014 yılındaki Demokratik Toplum Kongresi (DTK) toplantısında yaptığı konuşma detaylarına da değindi. Bülbül, o toplantıya Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri sıfatıyla katıldığına vurgu yaparak şunları dile getirdi:

“Eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, laiklik, demokrasi, Kürt sorununun çözümüne dair Aleviler olarak bundan ne anlıyoruz; o gün bunları izah ettim. Bunu izah ederken de ‘72 millete bir nazarla bakmayan 40 yıllık müderris olsa hakikate asidir’ dizelerini söyledim. Dolayısıyla bu ceza sadece bana değil Hünkar Hacı Bektaş’a, Alevi toplumuna, Pir Sultan Abdal’a verilmiş bir cezadır. Ben bu cezayı HDP vekili olarak yaptığım siyasal faaliyetlerden dolayı değil, PSAKD Genel Başkanı ve ABF sekreteri olarak yaptığım konuşmalardan dolayı verildi. Hukuki süreç bağlamında Diyarbakır’daki avukatlarım gerekli başvuru ve itirazları yapacaklar.”

“ANAYASA İŞGALİ SÖZ KONUSUDUR”

Bülbül, benzer bir davanın da Ankara’da olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Ancak Ankara’da da yürüyen davama ilişkin avukatım ‘müvekkilim milletvekili seçilmiştir. Anayasanın 83. maddesi gereği yargılanması durdurulmalıdır’ başvurusu yaptığında Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi bu başvuruyu kabul edip yargılamayı vekil sürecinin sonuna kadar durdurdu. Hukuka uydu yani. Aynı kararı biz Diyarbakır’da da tebliğ ettik fakat Diyarbakır Mahkemesi bu hukuka uymadı. Dolayısıyla bir Anayasa işgali söz konusudur. Ben şiddeti, çatışmayı, savaşı öven ya da bunu örgütleyen bir konuşma yapmadım.”

“ÇEVREYE SAHİP ÇIKAMAYIZ DOĞAYA TESLİM OLURUZ”

Bülbül, Türkiye’de bir bütün olarak doğadaki canlıların da haklarından mahrum edildiğini ifade etti. “Bizler doğanın bir parçasıyız” diyen Bülbül, sözlerine şu cümlelerle son verdi:

“Doğa katliamının söz konusu olduğu bir ülkede insan haklarından da söz edilemez. Çok yoğun doğa katliamı var. Buna ‘çevrecilik’ deniliyor. ‘Çevrecilik’ denerek bu işi basitleştiriyorlar. ‘Çevreye sahip çıkalım, çevreyi koruyalım…’ Bunlar basit tabirler. Biz çevreye falan sahip çıkamayız. Biz doğaya teslim oluruz. Doğa ile birlikte yaşama anlayışı vardır. Biz doğanın bir parçasıyız. Doğa da bizim bir parçamız. Şimdi ağacın kesildiği, toprağın kirletildiği, HES’lerle suların katledildiği bir coğrafyada insan hakları kavramı yetmiyor. Doğa hakları, hayvan hakları; kısaca varlık hakkı diyelim biz buna; bütün yaşamı içeren haklar ihlal edilirken sadece insan haklarından söz etmek yetersiz kalıyor.”

Yorum Yaz