Afrika: Güneş enerjisi potansiyeli kullanılamıyor

0
69

1,3 milyara yakın nüfusunun 600 milyon kadarının elektrik bulunmayan hanelerde yaşadığı Afrika kıtası, aslında dünyanın yenilenebilir enerji kaynaklarında lider olabilecek düzeyde. Ancak siyasi ve toplumsal sorunlar, kıtanın en önemli kaynaklarından olan güneşten enerji elde edilmesinin önüne geçiyor.

ENERJİNİN BEŞTE BİRİ ELEKTRİK ÜRETİMİ İÇİN KULLANILIYOR

Dünyanın geleceğini tehdit eden küresel ısınmaya neden olan sera etkili gazların başında gelen karbondioksit (CO2), petrol ve kömür gibi fosil enerjilere dayalı üretim nedeniyle artış gösteriyor. Salınımların artmasıyla birlikte küresel ısınma da artacakken, sadece enerji üretimi kaynaklı yıllık CO2 salınımları 30 milyar tonun üzerinde.

2019 yılı verilerine göre tüm dünyada üretilen elektrik miktarı 25 bin 600 teravat saatin (TWh) üzerine çıkmıştı. Bu da dünyadaki tüm enerjilerin beşte birinin elektrik üretimi için kullanılmasını gerektiriyor.

Elektrik üretiminde fosil enerjilere alternatif olarak başta güneş ve rüzgâr olmak üzere yenilenebilir enerjiler öne çıkıyor.

ASYA’NIN TOPLAMINDAN İKİ KAT FAZLA

Güneş ışınlarından fotovoltaik paneller kullanılarak elde edilen elektriğin teorik olarak yüz milyon teravat saatin (TWh) üzerine çıkması mümkün. Bu da aslında dünyanın yıllık ihtiyacının binlerce kat fazlası demek.

44,5 milyon kilometrekarelik alanı ile yüzölçümü açısından en büyük kıta olan Asya’da güneş enerjisi kaynaklı elektrik üretim potansiyeli yıllık 37 milyon TWh’nin üzerinde iken, Avrupa kıtasında bu potansiyel sadece 3 milyon TWh olarak tahmin ediliyor. 30,3 milyon kilometrekarelik alana sahip Afrika’da ise bu potansiyel 60 milyon TWh olarak hesaplanıyor.

Bu veriler Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IFRI) tarafından 2017 yılında hazırlanan bir raporda yer almıştı. Her ne kadar pratikte bu düzeyde bir üretim mümkün olmasa da Afrika’nın tek başına elektrik üretiminde ciddi bir rol oynaması mümkün olabilir.

POTANSİYELİN ALTINDA KULLANILIYOR

Afrika kıtasının yarısına yakınının elektriğe erişemediği bir ortamda bu rakamlar oldukça önemli. Zira kıtada üretilen 80 gigavat elektriğin sadece yüzde 2’lik (1,5 gigavat) bir kısmı fotovoltaik panolarından elde ediliyor.

Elektrik enerjisinin yetersizliği sadece haneleri değil, kıtadaki şirketlerin beşte dördünde yaşanan kesintiler nedeniyle ekonomiyi de doğrudan vuruyor. Elektrik kesintilerinin yıllık yüzde 1 ile 5 arasında milli gelir kaybına yol açtığı hesaplanıyor.

Fotovoltaik üretimin maliyetinin son yıllarda giderek azalması ve birçok kredi kuruluşunun bu alandaki finansmanlarını arttırmasına rağmen farklı engeller, üretimin yaygınlaştırılmasına mani oluyor. Bunların başında enerji hizmetlerinin güçlendirilmemiş olması veya çok az güvenilir olmaları gösteriliyor. Zira güneş enerjisine yapılan yatırımların kazançlı olabilmesi için 25 yıllık bir üretim garantisi gerekiyor. Ancak güvensizlik nedeniyle bu risk göze alınmıyor.

KENDİSİNİ FİNANSE DAHİ EDEMEYEN BİR SİSTEM

IFRI uzmanlarından Hugo Le Picard’a göre Afrika’nın Sahra Çölü’nün güneyinde yer alan 39 ülkenin en az 12’sinde elektrik sektöründeki şirketler yatırımlarının yarısına kadar oranlarda zarar ediyor. En az 18 ülkede ise elektriğin üretim masrafları dahi karşılanamıyor. Bunun kaynağı olarak taşıma ve dağıtım ağlarının eskimiş olması, bakım yatırımlarının azlığı, hatlardaki ciddi teknik kayıplar, kaçak kullanım ile faturaların ödenmeyişi gösteriliyor.

Ayrıca birçok ülkede elektriğin üreticilerden doğrudan kamuya ait şirketlerce satın alınması ve bağımsız üreticilerin satış garantisinin olmaması da bu alana yatırımları engelliyor.

Öte yandan birçok ülkede süren çatışmalar, güneş enerjisi santrallerinin güvenliğine ilişkin kaygıları arttırıyor ve yeni yatırımların gelmesi zora giriyor.

HINTERLASSEN SIE EINE ANTWORT

Please enter your comment!
Please enter your name here