AKP’nin kültür-sanat politikası: Sansür, yasak, baskı

36

AKP 18 yıllık iktidarı boyunca birçok sanatçıya, esere yasaklama ve sansür kararı getirildi. 2016’daki darbe girişimi sonrası sansür rutin hale geldi; ama aslında 18 yıllık AKP iktidarında, sansür uygulamaları başından beri kademe kademe yükseldi. AKP özellikle ifade özgürlüğünü kısıtlayan birçok anayasal düzenlemeye imza atarken, sanatsal ifade özgürlüğünü ‘suç’ kavramı çerçevesinde ele aldı. Siyah Bant’ın 2013’te “Sanatta İfade Özgürlüğü, Sansür ve Hukuk” adlı araştırma kitabında yargının sanatsal ifadeye ilişkin müdahaleleri şu başlıklar altında toplanıyor:

Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu (1117 sayılı)

Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (2559 sayılı)

Radyo Televizyon Üst Kurulu Kanunu (6112 sayılı)

Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun (5224 sayılı)

Terörle Mücadele Kanunu (3713 sayılı)

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu (2911 sayılı)

Türk Ceza Kanunu (5237 sayılı)

CENAZEYE BİLE SALDIRDI

Bugün baskının en sistematik uygulandığı sanatçılar arasında Grup Yorum var. 314 gündür ölüm orucunda kendilerine yapılan konser yasaklarını ve tutuklamaları protesto ediyorlar. Grup Yorum üyelerinden Helin Bölek bu eylemi sırasında yaşamını yitirdi. İbrahim Göçek ise 314 günü geride bırakarak kendilerine uygulanan baskının son bulması için eylemine devam ediyor.

Birçok sanatçı, aydın, akademisyen, siyasetçi, Grup Yorum üyelerinin adil yargılanma taleplerinin kabul edilmesi için çağrılarda bulunuyor. Fakat ne bakanlık ne de hükümet tarafından atılmış bir adım yok. Grup Yorum’a baskılar aslında hemen hemen her iktidar döneminde oldu. AKP döneminde de bu devam etti. Grubun bütün konserleri gerekçe gösterilmeksizin yasaklandı. Çalışmalarını yürüttükleri İdil Kültür Merkezi’ne dönem dönem polis baskınları yapıldı, enstrümanlar kırıldı, eşyalar zarar gördü, bu 2019’da da devam etti.

Grubun Hatay’daki konseri valilik, İstanbul’daki ise kaymakamlık tarafından yasaklandı. Tüm bu yaşananların süreklilik haline gelmesi üzerine Grup Yorum üyeleri İdil Kültür Merkezi’nin basılmaması, konser yasaklarının kaldırılması gibi taleplerle 2019 Mayıs ayında başlattıkları açlık grevini ölüm orucuna çevirdi. Grup üyelerinden Helin Bölek 288’inci günde hayatını kaybetti. Cenazeye ise polis saldırdı.

EN BÜYÜK HUKUKİ GEREKÇE TMK

Siyah Bant’ın sıraladığı bu maddelerden Terörle Mücadele Kanunu, Türkiye’de sanatsal ifade özgürlüğünün karşısına çıkan en temel engellerden biri. Terör propagandası yapmak, örgüte üye olmadan örgüt üyesi olmak gibi birçok muğlak tanım içerisinde sanatçılar gerek söyledikleri şarkılar gerek sosyal medyadaki ifadeleriyle, gerekse de konserlerde yaptıkları konuşmalardan dolayı birçok kez TMK çerçevesinde ceza aldı, almaya devam ediyor.

“Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi ise ‘Terör örgütünün propagandasını yapmak’ suçunu düzenlemektedir ve sanatsal ifade özgürlüğüne çok sayıda müdahalenin hukuki gerekçesi olarak kullanılmaktadır” diyen Siyah Bant, buna şöyle bir örnek veriyor: “Bu konuda en bilinen örnek Grup Yorum’a yönelik müdahalelerdir. 18 Ocak 2013 tarihinde Grup Yorum’un çalışmalarını yürüttüğü İdil Kültür Merkezi’ne sabah saat 05.00 civarında polis tarafından baskın yapıldı ve Selma Altın, Ali Aracı, İnan Altın, Dilan Balcı ve Caner Bozkurt gözaltına alındı. Gözaltına alınma ile Grup Yorum’un henüz yayınlanmamış albümünün kayıtlarına da el konuldu.

Müzisyenlerin etkinlikler sırasında yaptıkları konuşmalardan kaynaklı olarak da çeşitli müdahaleler ortaya çıkabilmektedir. Ferhat Tunç’un bir konser sırasında yaptığı konuşmada İbrahim Kaypakkaya’nın adı geçtiği için terör örgütü propagandasından iki yıl hapis cezasına çarptırılması; Cevdet Bağca’nın Siirt’te düzenlenen bir konserde dile getirdiği, “Kazım Koyuncu’yu, Ahmet Kaya’yı, Ozan Serhat’ı, Delila’yı, Uğur Kaymaz’ı unutmayın” ifadesi nedeniyle on ay hapis cezasına çarptırılması bu duruma örnek verilebilecek vakalardır.”

KÜRT SANATÇILARA RUTİN BASKI

Kürtçe şarkılar ve sanatçılar devletin ‘terör’ gerekçesinin ilk sırasında yer aldı. Etkinliklerde şarkı söyleyen, içinde Kürdistan geçiren her sanatçıya soruşturma ve dava açıldı. Siyah Bant’ın araştırmasında özellikle söyledikleri şarkılar yüzünden ceza alan Kürt sanatçılar şöyle kayda geçti:

“2011’de Manisa’daki Newroz kutlamalarında sahne alan Mezopotamya Kültür Merkezi ekibi Koma Çiyayê Munzur üyelerinden Çetin Güler ve bağlama çalan Metin Güler “terör örgütü propagandası” yapmaktan dolayı 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Sanatçı Rojda, 2002 yılında Batman’da katıldığı bir etkinlikte seslendirdiği Kürtçe “Heval Kamuran” adlı şarkı nedeniyle 2010 yılında iki yıl hapis cezası aldı.

Tatvan Belediye Kültür Merkezi’ndeki Dengbêjler Divanı’nda Kadın Dengbejler Evi başkanı Raziye Kızıl, 2010 tarihinde söylediği “Megrî/Ağlama” ve “Lo Lawo” isimli iki halk şarkısı nedeniyle bir yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Kemalê Amedi’n Bingöl’de katıldığı bir konserde söylediği Kürtçe şarkı yüzünden Haziran 2011’de 10 ay hapis cezası aldı.”

Bunlar dışında birçok benzer dava yerel sanatçılardan gruplara rutinleşmeye başladı. Yakın zamanda Kürt müzisyen Azad Bedran, Partizan adlı şarkısının klibinde “terör örgütü propagandası yaptığı” gerekçesiyle yargılanıp 3 yıl 9 ay ceza aldı. Almanya vatandaşı olan Hozan Canê de sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “örgütü üyesi” iddiasıyla yargılandığı ve ceza aldığı davanın sonucu olarak 2018’den bu yana tutuklu bulunuyor.

18 YILDA MÜZİĞİN SESİ KISILMAYA ÇALIŞILDI

AKP dönemi kendi deyimiyle ustalaşmaya başladıkça sansürün ve baskının alanını da genişletti. Daha önce Kürt sanatçılara yönelik uygulamalar, AKP’nin hoşuna gitmeyeni söyleyen herkese dönmeye başladı. SUSMA 24’ün yıllar içinde muhalif şarkıcı ve müzisyenlere ilişkin tutuğu kayıtlar şöyle: “Piyanist ve şarkıcı Selen Gülün, Ümit Kıvanç’ın Gazete Duvar’da yayımlanan Diyarbakır’da Geçmektedir başlıklı yazısını Twitter’da paylaştığı için Türkiye Kültür Ofisi’nin Japonya’da gerçekleştireceği konsere verdiği desteği çektiğini açıkladı.

Defalarca baskıya uğrayan Grup Yorum’a Mehter Marşı eşliğinde işkenceler yapıldığı ortaya çıktı.

Ferhat Tunç hakkında 16 Nisan 2017’de yapılan Anayasa referandumuyla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşım nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçlamasıyla hapis istemiyle dava açıldı.

Zuhal Olcay’a sahne aldığı bir yerde yaptığı konuşma gerekçesiyle “Cumhurbaşkanına hakaret”ten 1 yıl ceza verildi.

Sanatçı Suavi de tıpkı Olcay gibi “Erdoğan’a hakaret” suçlamasıyla 11 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. Sanatçının cezası daha sonra 14 bin TL para cezasına çevrildi.

Sabahat Akkiraz’ın TRT için çekmiş olduğu program, sanatçının “hayır” kampanyası yaptığı gerekçesiyle yasaklandı.

Mecit Özlü, Adana’nın Seyhan’daki bir düğünde Kürtçe şarkı söylediği için hakkında “örgüt propagandası yapmak”tan dava açıldı.

2019 Mart ayında sanatta 50’nci yılını kutlayan şarkıcı Alpay, bir konserinde “Sıradaki şarkım, devlet tarafından zalimce katledilen bu güzel insanlara gelsin” dediği ve sahnede Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve Berkin Elvan’ın fotoğraflarını gösterdiği için hakkında “terör örgütü üyelerini övdüğü ve devleti aşağıladığı” iddiasıyla bir dinleyicinin ihbarı üzerine soruşturma başlatıldı.

Günümüze yaklaşırken artık iktidar yargısının radarına rapçiler girmişti. Ezhel şarkı sözleri “uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendirdiği” gerekçesiyle yargılandı Ezhel, ilk seferde adli kontrol şartıyla serbest kalsa da ikinci kere gözaltına alındı ve tutuklanıp cezaevine gönderildi. Onunla Khontkar Onur Dinç ve Young Bego, aynı sebeplerden yargılandı ve hapis cezasına çarptırıldı. Yaklaşık 1 ay cezaevinde kalan Ezhel çıktığı ilk duruşmada beraat etti.”

DİNLEMEK DE YASAK

Kürtçe şarkı dinlemenin yasak olduğu 90’lara benzer uygulamalar AKP döneminde de hayata geçirildi. Gözaltılar, ev baskınları ile tutuklananların dava dosyalarına kitaplar, kasetler de girdi. Siyah Bant’ın çalışmasında müziğin ‘terör’ delili sayılması şöyle yer alıyor: “Müzik dinlemek de “terör örgütü propagandası” olarak değerlendirilip yargılamaya konu olabilmektedir. Nitekim Diyarbakır’da şoförü olduğu halk otobüsünde Kürtçe şarkı dinlediği için hakkında “yasadışı örgüt propagandası yaptığı” iddiasıyla dava açılan Kadri Pervane 2012 yılında iki yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

148 Müzik albümü “terör suçlarında” zaman zaman delil olarak kullanılabilmektedir. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bazı kişiler hakkında “terör örgütü üyesi olma” iddiasıyla görülen bir davada, İngiltere’de yaşayan keman virtüözü Dilşad Said’in, İranlı Kürt sanatçı Leyla İşxan ve Türkiyeli Kürt sanatçı Rojda’nın albümleri delil olarak kullanılmıştır.”

Yorum Yaz