AKP’nin kültür, sanat politikası: Sansür, yasak, baskı-5

34

AKP dönemi kültür sanatın tüm alanlarında farklı sansür ve engellemeler açısından temel dinamik olarak iki nokta var: Yeni bir kültür yaratım süreci ve muhalif olanların tehdit olarak kodlanması. 2003 yılında 59. hükümeti kuran AKP, Meclise sunduğu programda ve Tayyip Erdoğan’ın konuşmasında bu yeni kültürün muhafazakar olacağının altını şöyle çizdi: “AK Parti, kendi düşünce geleneğimizden hareketle yerli ve köklü değerler sistemimizi evrensel standarttaki muhafazakar siyaset çizgisiyle yeniden üretmek amacındadır.

Yeni Muhafazakar Demokrat çizginin, muhafazakarlığın genlerine ve tarih kodlarına uygun şekilde, ama siyaset yaptığımız coğrafyanın toplumsal ve kültürel geleneklerine yaslanarak ortaya konması, Türk siyasetine yeni bir soluk getirecektir.” Erdoğan’ın 2003’te sunduğu muhafazakar demokrat siyaset çizgisinden geriye kalan ise muhafazakarlık oldu.

MİLLİ GÜVENLİK VE KÜLTÜR

Ancak AKP’nin kültür politikalarını sadece muhafazakar olarak tanımlamak eksik olur. AKP eski güvenlikçi kodlara bağlı ve piyasacı yaklaşımı çerçevesinde kurdu siyasi ideolojisi ve uygulamalarını. “Marka Takva Tuğra- AKP Dönemi Kültür Politika” kitabında Aydın Çubukçu kaleme aldığı “AKP’nin Kültür Politikası” adlı makalede, AKP öncesi döneme bakarken: “Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’nin görev ve yetkilerinin tanımlayan 2945 sayılı Milli Güvenlik Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kanunu’nda kapsamı belirlenen Milli Güvenlik kavramı, devletin diğer alanlardaki politikaları gibi kültüre ilişkin alanın da temelini oluşturmuştur.

Devletin anayasal düzenin milli varlığının, bütünlüğünün, milletler arası alanda siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik dahil bütün menfaatlerinin ve akdi hukukunun her türlü dış ve iç tehdide karşı korunması ve kollanması. Milli Güvenlik kavramı “düzen, bütünlük, menfaat ve tehdit” kavramlarıyla yakından bağlantılı kılınmışken görev ve yetkilerin de koruma ve kollama deyimleri ile tanımlanması, sonuçta her resmi etkinlik gibi kültürün de TSK İç Hizmet Tüzüğü’nün malum maddelerine bağlamış olmaktadır.

Kısaca moda deyimle askeri vesayeti. Milli Güvenlik Politikası 12 Eylül’le birlikte geniş ölçekli bir toplumsal proje halini almıştır. Bu bağlamda kültürün de Milli Güvenlik Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kanunu ile Milli Güvenlik Politikasının Esasları içinde değerlendirilmesi, belki de 12 Eylül’den sonra egemen olan kültürel atmosferlerin anlaşılmasının anahtarını oluşturmaktadır” diyor.

SANAT ÜRETİMİ DEVAM EDİYOR

Tüm bu politikalar çerçevesinde şekillenen kültür sanat takibi tüm dosya boyunca ifade ettiğimiz ‘terör, tehdit, muhafazakar yapıya aykırılık, müstehcenlik, ahlak’ kalıpları çerçevesinde ele alındı. Dosya boyunca AKP’nin kültüre yönelik engellemelerini saysak da örneğin Amed Şehir Tiyatrosu kayyuma rağmen yeniden kuruldu. Grup Yorum tüm baskılara direndi. Devletin vergilerle ezdiği özel tiyatroların bir kısmı ortak platform oluşturdu.

Kültür Bakanlığı’ndan destek alamayan filmler uluslararası festivallerde başarı kazandı, birçok oyun ve film seyirci ile buluştu. Covid-19 salgını nedeniyle birçok sanatçı eserini online olarak ücretsiz izlemeye açtı. AKP tüm engellemelere rağmen üretim koşullarını zorlaştırsa da tamamen bunun önüne geçemedi. Erdoğan tüm çabalarına rağmen istedikleri kültür sanat üretimini ve hayatını gerçekleştiremediklerini bazı konuşmalarında itiraf etti.

BAZEN VALİ, BAZEN BİR GRUP KİŞİ

AKP 18 yılda müzik, sinema, kitap birçok alanda olduğu gibi resim, heykel alanına da sansür uygulamaya çalıştı. Bu bazen bizzat mülki amirler tarafından yapıldı, bazen de ‘bir grup vatandaş’ ile.

SUSMA 24 ile Siyah Bant’ın kaydını tuttuğu resim, heykel ve güzel sanatlara dair engellemelerin bazıları şöyle:

Contemporary İstanbul ilk gününde kendilerini milliyetçi muhafazakar olarak nitelendiren bir grubun baskınına uğradı. Milli Görüş Vakfı’ndan geldiklerini söyleyen 20 kişilik grup, Isabel Croxatto Galerisi’nde sergilenen Ali Elmacı’ya ait heykele müdahale etti. Tekbir getiren grup, Sultan Abdülhamit desenli, mayo giydirilmiş heykelin kaldırılmasını istedi. Heykel önce geçici olarak kaldırıldı, daha sonra ise sanatçı eserini fuardan çekti.

TÜYAP Sanat Fuarı’nda, Rahmi Öğdül’ün küratörlüğünü yapmış olduğu “Sizi Çok Formsuz Gördüm” sergisinde gösterilmekte olan Özgür Korkmazgil imzalı bir resme, polis müdahalesi sonucunda sansür uygulandı. Korkmazgil bunun üzerine sergilenen bütün eserlerini fuardan çekti.

12. Contemporary İstanbul sanat fuarında, İranlı kadın sanatçı Niloufer Banisadr’ın başörtülü ve sırt/karın bölgeleri açık görselleri ile Atatürk fotoğraflarını yan yana kullandığı eseri ‘provokatif ögeler barındırdığı’ gerekçesiyle fuar yönetimi tarafından sergiden kaldırıldı.

Ordu’nun Altınordu ilçesindeki Taşbaşı Kültür Merkezi’nin bahçesinde yer alan ve daha önce iki kez tahrip edilen üç kadın heykelinin bu kez de ayakları kırıldı.

Bursa’nın Nilüfer ilçesinde Vietnamlı sanatçı Van Hoang Huynh’un imzasını taşıyan Özgür Olmak adlı heykele üçüncü kez saldırıldı. Daha önce boyalarla tahrip edilen heykelin kafası koparıldı.

2014’te Meclis’e bağlı Mustafa Necati Kültür Merkezi, ilginç bir sansüre sahne oldu. Ressam Gülizar Kılıç’ın izlenimsel tarzda, kalın fırça darbeleri ile yaptığı yağlı boya tablolarını sergilediği “Yüzleşme” adlı sergisinde, PKK krizi yaşandı.

2014’te Beyoğlu Belediyesi’ne bağlı Beyoğlu Sanat Galerisi’nde dün açılması planlanan “Nostalji 2014” karma sergisinde yer alacak olan Nursel Sökmen Bayram’ın “Maraş Katliamı” isimli tablosunun sergiden kaldırılmak istendiği iddia edildi.

2016’da 24 Eylül-6 Kasım arasında düzenlenmesi planlanan 5. Uluslararası Çanakkale Bienali iptal edildi. 5 yıldır Çanakkale Bienali’nin genel sanat yönetmenliğini yürüten sanat eleştirmeni ve kuratör Beral Madra, AKP Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın kendisini hedef göstermesi sonucunda görevinden istifa etti.

Emine Ceylan’ın Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tophane-i Amire Kültür Sanat Merkezi’nde açılan Elem Çiçekleri fotoğraf, resim ve enstalasyondan oluşan sergisinin afişi beyaz bir kartonla kapatıldı. Kimin kapattığı bilinmiyor. Yeni Akit’te “Tophane’de ahlaksız sergi” başlığıyla bir haber çıkmış ve sergi hedef gösterilmişti.

Karikatürist Mehmet Düzenli, Adnan Oktar hakkındaki çizimlerinden dolayı 3 ay 3 günlük hapis cezasını çekmek için Alanya Cezaevi’ne teslim oldu. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) kararı kınadı.

Edirne İslam Gençliği isimli bir grup Bulgar heykeltıraşa ait Özgür Kadın Heykeli’ni sapkın ve ahlaksız ilan ederek kaldırılmasını talep etti.

Yorum Yaz