Kaz Dağları tümü için simgedir

33

Kanadalı Alamos Gold adlı şirketin Kaz Dağları’nda altın arama çalışmalarına başlaması kamuoyunu bir hayli tepkisini çekti. 5 Ağustos’ta kitlesel bir yürüyüş ve akabinde 20 günü aşkındır süren Su ve Vicdan Nöbeti devam ediyor. Birçok insan, nöbete katılmak için Kaz Dağları’na doğru yola çıkıyor. İktidar cenahından ise olay daha çok provokasyon olarak nitelendiriliyor.

Kaz Dağları’nda süren Su ve Vicdan Nöbeti’ne katılan eylemcilerden Sevgi Koç, özellikle bayram dolayısıyla katılımın arttığına dikkat çekiyor. Fakat bölgenin ormanlık alan olması ve yangın mevsiminin sürmesinden dolayı bu katılımın zaman zaman sorun olabildiğini belirten Koç, eylemcilerin bu konuda dikkatli davrandığının da altını çiziyor.

İNSANLAR DAYANIŞMAYA DEVAM EDİYOR

Çanakkale Belediyesi’nin elektrik, tuvalet vs. konusunda eylemcilere destek olduğunu aktaran Sevgi Koç, bölgeye dışarıdan insanların yiyecek- içecek getirerek dayanışmayı büyüttüğünü söylüyor. Kamp alanında 10 yıldır bu mücadeleyi sürdüren komitenin varlığını hatırlatan Koç, ama asıl olarak doğaya sahip çıkanların gençler olduğunu kaydederek, şöyle devam ediyor: “Gençler çok kararalı, ne kadar sürerse sürsün orada olacaklarını söylüyorlar. Kışa doğru ne yapılması gerektiği, orada yapılan forumlarda tartışılıyor. Forumlarda elbette eylemin akıbeti, alanın simgesel bir kamp olup olmayacağı gibi konular da tartışılıyor. İnsanlar desteğe geliyor ama bu oradaki doğa için de riskli. O yüzden komite bu konuda daha çok hassas. Öte yandan ben döndüm ama Pazar günü yapılacak Fazıl Say konseri sonrası nöbetin devam edip etmeyeceği de tartışılan konular arasındaydı. O konser belki de en çok dikkatin çekildiği günlerden biri olabilir ve nöbet daha sonra simgesel devam olarak edebilir. Bunu göreceğiz.”

ALTIN ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR

5 gün boyunca Su ve Vicdan Nöbeti’ne katılan Koç, Alamos Gold’un ise çalışmalarına devam ettiğini, sadece bayram nedeniyle makinelerin durduğunu söylüyor. Koç, “Hemen hemen her gün maden alanına yürüyüş yaptık, biz gittiğimizde çalışmalar durmuş gibi gösteriliyordu ama kamp alanından birkaç kişi işçilerle karşılaşıp sohbet etmiş, çalışmaların sürdüğünü onlardan öğrenmiş. Zaten basına yansıdı, kesip biçmişler koca bir alanı. Hukuki boyutu halledilmiş, tüm imzalar atılmış bir çalışma bu. Onları doğayı katletmekle itham ederken aslında onların nezdinde biz yasa dışı eylem yapıyor konumundayız” diyor.

BU BİR ÇIKIŞ NOKTASI

Koç, Kaz Dağları’nın Türkiye’de yapılan doğa katliamına karşı mücadelenin simgesi haline gelip tüm talanlara karşı ortak bir ses olması düşüncesinde olduğunu savunarak, şunları ekliyor: “Türkiye’de sadece Kaz Dağları bu durumda değil ki Munzur, Hasankeyf dört bir yandan doğaya saldırı var. Hem Kaz Dağları hem de bunların tümü için ortak bir simge lazım. Bunun illa ki orada bir nöbet ile olması gerekmiyor. Mücadelenin ortaklaşması lazım. Bunu bir çıkış noktası olarak görmek gerekiyor. Oradaki eylemciler de bunun farkında, bu durum konuşuluyor. Gördüğüm şu ki; daha fazla sese ve desteğe ihtiyaç var, doğa için de Kaz Dağları için de.”

Yorum Yaz