Termik santraller ölüm saçıyor: Mahallenin yüzde 90’nı kanser

0
135

Maraş-Elbistan’a yapılan Türkiye’nin en büyük termik santrali ölüm saçmaya devam ediyor. Pirha.net’ten Sevim Kahraman ve Semra Acar Elbistan Çoğulhan köyünde halkla konuştu. Yüzde 70’in göç ettiği mahallede yüzde 90’nı da kanserle savaşıyor!

Türkiye’nin dördüncü büyük ovası olan Maraş Elbistan’a kurulan Türkiye’nin en büyük termik santralinin yöredeki halka ve doğaya tahribatı da büyük oldu. Termik santralin kurulduğu Çoğulhan’da gidenler gitti, kalanlar da ölüme terk edilmiş bir çaresizlik içinde yaşamını sürdürüyor.

Maraş Elbistan’a bağlı Çoğulhan Mahallesi adeta ıssız bir kasabayı andırıyor. Sokaklarda oyun oynayan çocuklara rastlamanın mümkün olmadığı Çoğulhan’da esnaf ise sinek avlıyor. Çoğulhan’ı sessizliğe boğan ve yüzde 90’ının göç etmesine neden olan ise Türkiye’nin en büyük termik santrali. Çoğulhan’a 500 metre uzakta kurulan ve 32 yıl boyunca üretimini sürdüren termik santralden geriye hastalıklar, verimsiz topraklar kaldı. Mahallede bulunan ne bakkal kazanç sağlıyor ne de kahvede insanlar oturuyor. Tek tük denk geldiğimiz insanların oralarda kalma nedenleri ise çaresizlik.

32 YILDA 40 KİŞİ KANSERDEN ÖLDÜ

Elbistan termik santraline yakın olan Çoğulhan, Alemdar ve Kışla Mahallelerinde verimli tarım alanları neredeyse yok olduğu için çalışma alanları da daralmış.

45 yıldır Çoğulhan’dan yaşayan Bekir Aslan, “Burada 32 yılda en az 40 kişi kanserden öldü. Şimdilerde ise yine yüzde 90’ını hasta” dedi. Yüzde 90 çok bir rakam gibi görünse de göçlerden dolayı mahalle neredeyse boşalmış. Bu da her evde birinin hasta olabilme ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor.

“ARAZİLERİMİZİ ELİMİZDEN ALDILAR”

Termik santrallerin yapılmasından sonra Çulhan’daki nüfusun yüzde 10’unun kanserden hayatını kaybettiğini ve bununla birlikte büyük bir göç yaşandığına dikkat çeken Aslan, “Buranın nüfusu 10 bindi, şu anda 3 bin bile kalmadı. Yani 7 bin göç yaşandı” dedi. Bekir Aslan, termik santral sonrası maddi durumu iyi olanların gittiğini kendisi gibi olanların da yaşamını mecburen devam ettirmek zorunda kaldığını söyledi.

Çoğulhan’da tarım dışında başka bir şeyin yapılmadığını vurgulayan Aslan, “Arazilerimizi elimizden aldılar, çiftçiliği bitirdiler” dedi.

SANTRAL İLE TOPRAKLAR VERİMSİZLEŞTİ

Aykut Cihan ise üç yıldır Çulhan’da. Çiftçilik yapan Cihan, “Toprağın verimi yok. Külden, gazdan verim olmuyor. Çiftçinin hali belli zaten. Bu termik santral kurulmasaydı bu topraklar yüzde 80 daha verimli olurdu” düşüncesinde.

Abdil Uçar ise termik santraller yapılırken tepkinin az olduğunu tepki göstermeyenlerin ise çalışabilmek için kabullendiklerini ifade etti. “Buranın havası bizi etkiliyor” diyen Uçar, “Biraz duman ve sis çöküyor. Tanır tarafında pek sağlık sorunu yaşanmıyor, ama burada sağlık sorunu oluyor” şeklinde konuştu.

“BİZLER DE ASGARİ ÜCRETLE ÖLÜMÜ BEKLİYORUZ”

Özel şirkette çalışan Mehmet Doğan, termik santralin ardından insanların büyük şehirlere göç ettiğini söyledi.

Doğan’ın Çoğulhan’da işi var ancak çalıştırmak için dışarıdan adam getirmek zorunda kalıyor. “Termik santralin etkisiyle köyde kimse kalmadı” diyen Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tarlası istimlak olan Afşin ve Elbistan’a gitti. Kalanlar, bizler de asgari ücretle ölümü bekliyoruz. 10 yıl önce Çoğulhan’da insandan geçilmiyordu. Kalabalıktı ve iş sahaları da vardı. Tarlalar istimlak oldu, ekin kalmadı, vatandaş da şehre çekildi artık. Buranın toprağı çok verimliydi. Ama istimlak ettiler. Fasulye, nohut olurdu. Şimdi ay çiçeği oluyor onu da zararına ekiyoruz. Yani tarlalar hep boş” dedi.

KIŞIN NEFES BİLE ALINAMIYOR

Doğan da, kış aylarında külden çamaşırlarını bile asamadıklarını ifade etti. Doğan, “Külden dışarı çıkamıyorduk, hava alamıyorsunuz. Hasta olan ölüyordu. Kışın ise külden çamaşırlarımızı bile seremiyorduk” dedi.

“ESKİDEN BURALAR ÇOK KALABALIKTI”

68 yaşında olan Nazife Arslan da eskiden etrafının komşularla dolu olduğunu ancak termik santralden sonra herkesin göç etmek zorunda kaldığını söyledi. Eski günlerini özlediğini söyleyen Arslan, etrafındaki evleri göstererek, “Eskiden çok iyiydi. Konu komşuya gidip gelirdik. Şimdi kimse yok gelinlerimle ben burada kalıyoruz” dedi.

“ÇAMAŞIRLARIMIZI SOBADA KURUTUYORUZ”

Kış aylarında hiç dışarı çıkamadıklarını, çamaşırlarını bile sobanın önünde kuruttuklarını ifade eden Nazife Arslan, “Çamaşırlarımız evde sobanın başında kurutuyorduk. 15-20 senedir sürekli göç veriliyor. Biz nasıl göç edelim, paramız yok. Parası olanlar göçtü. Çalışıp yiyoruz. İkinci bir santral de yapılacak, ne söyleyeyim, yapılmasa iyi olur ama bizim gücümüz yetmiyor” şeklinde konuştu.

 

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz