Aziz Tunç: Türkiye’de insanlık ve insanlığa dair olan her şey risk altında

39

‘Beni Sen Öldür / Maraş 78’ ve ‘Maraş Kıyımı / Tarihsel Arka Planı ve Anatomisi’ gibi kitaplarla adından söz ettiren Aziz Tunç bugünlerde Avrupa’da hayata geçirdikleri Maraş Girişimi platformuyla Avrupa’da bulunan Maraşlıları bir arada tutma hedefi gözettiklerini söylüyor.

Aziz Tunç uzun zamandır Avrupa’da, bir davet üzerine gitmiş pasaportunun iptal edilmesi ve Türkiye’deki evinin basılmasının ardından da Avrupa’da kalmayı sürdürmüştü.

Yeni kitap hazırlığında olan ve “Nuriye ile Semih işlerine dönmek istedikleri için ölümün pençesindedirler. Herhangi gerçeği ifade etmek mahpuslara atılmakla karşılanıyor” diyen Tunç’la hem Maraş Girişmini hem de yaşadıklarını konuştuk….

Aziz Tunç: “Terolarda yapılan o kampın mutlaka sökülmesi gerektiğine ve halkın mücadelesiyle o kampın orada söküleceğine inanıyoruz. Kimse yaşanan durumla barışık olmamalı, bu durumu meşru görmemeli, bu durumun değiştirilmesi için yapılacakların yapılmasından vazgeçmemelidir. Maraş girişimi bu amaçla da elinden geleni yapmaya çalışacaktır.”

GÜLŞEN İŞERİ/yenimaras.com

-Yerelden başlarsam Maraşlısınız ve Maraş katliamı üzerine pek çok kitap yazdınız. Avrupa da yaşıyorsunuz. Biraz Maraşlı olmaktan söz edebilir miyiz?

Doğrusu Maraşlı olmanın çok özel bir yanı yok. Herhangi bir yerli
olmakla Maraşlı olmak arasında özel bir fark görmedim, aramadım da. Ancak Maraş’ın yaşadığı katliamlar, Maraş’ı da Maraşlı olmayı da özellikli kılmamaktadır. Hele de Maraşlıların katliamlara uğramış kesiminden olmak yeterince önemli bir farklılıktır. Gerçi şu an artık öyle bir katliamlar dizisi yaşanmaktadır ki bu coğrafyada katliam yapılamayan yer kalmadı nerdeyse. Ancak yine de gerek 1978 Maraş katliamı ve gerekse 1915- 1922 yıllarında yine Maraş’ta ve Maraş’a bağlı olan Zeytun’da yapılan Ermeni soykırımı, bunların dışında 1976 Elbistan saldırıları, yine 1978’de Pazarcık CHP ilçe başkanına gönderilen bombalı mektup gibi bir çok katliamcı saldırılar, Maraş’ın özelliklerini belirlemektedir.

Bütün bu katliamlara ve katliamcı saldırılara rağmen Maraş’ın tarihi direnişler tarihidir de aynı zamanda. Katliamları unutmazken Maraş’ın direnişler tarihini de unutmamak gerekir.

-Kitaplarınızda da söz ediyorsunuz bu direniş tarihine?

Maraş katliamı üzerine iki kitap yazdım ama fırsat bulursam Maraş’la ilgili hazırlıklarını yaptığım başka kitap çalışmalarımda var. Aslında bu konu biraz da sorunun ilk bölümüyle ilgilidir. Maraş özellikle de katliamdan sonra, haklı bir ilk tepkinden hareketle yanlış tanıtıldı, yanlış anlatıldı. Haklı tepki şuydu, bir toplum katliama uğramış, canından çocuğundan olmuş, yerinde yurdundan, işinden ekmeğinden edilmişti. Bunu sonucu olarak Maraş’a karşı öfkeli ve tepkiliydi. Buradan hareketle Maraş’a kanlı dendi, kara dendi katil dendi.

Halbuki bu doğru değildi. Maraş katliamcılardan çok ve onlardan önce bizimdi. Bizim kadim ata yurdumuzdu. Bu konuda Ermeniler daha doğru bir tutum izlemişler. Yüzyıl geçtiği ve orada Ermeniler kalmadığı halde gittikleri her yerde Maraşlılar adıyla dernekler kurmuşlar, toprağına küsmemiş darılmamışlar. Ama biz ilk tepkimizi teorileştirmeye yönelmişiz. O nedenle Maraş’ın daha doğru tanıtılması ve tanınması için Maraş hakkında daha çok yazılması gerekiyor. Maraş katliamı içinde aynı şekilde farklı yönleriyle yazılmasının gerekli ve faydalı olacağını düşünüyorum. Zaten yazanlarda olacaktır mutlaka.

-Peki Avrupa ayağınız?

Avrupa’da yaşıyorum ama doğrusu benim Avrupa’da yaşamam garip bir tesadüfün sonucudur, bir tercih değildir. Ben 30 Haziran 2016 da Maraş Girişiminin bir gecesinde konuşma yapmak amacıyla davetli olarak geldim. 21 Temmuz da dönmek üzere biletimi de alınmıştı. Geceden sonra arkadaşların yaptığı diğer planlamalara katılırken 15 Temmuz darbesi yaşandı. Darbeden dolayı burada kalmak aklımdan geçmedi, dönmeye göre programlarım devam ediyordu. OHAL uygulaması, hemen
akabinde pasaportumun iptal edilmesi ve bilinen baskılar dönüşümü ertelememe yol açtı. Altı ay burada vizemi uzatarak ve dönebilirim umuduyla bekledim. Evimin basılması ve devam eden baskılar dönmemin doğru olmayacağı sonucunu ortaya çıkarttı ve zorunlu olarak burada kaldım. Türkiye’de olsaydım buraya gelmek aklımdan geçmezdi, her arkadaşımın yaşadıklarını yaşardım.

-Maraş çok önemli olaylar atlattı. Kıyımlar yaşadı. Son olarak Terolar olayı oldu. Şimdi Terolar ne durumda. Takip ediyor musunuz?

Evet, sizin söylediğiniz biraz önce ifade etmeye çalıştığım gibi,
Maraş önemli katliamlar, katliam amaçlı saldırıları ve direnişler
yaşamıştır. Bundandır ki Maraşlıların bir yanı yaralı, bir yanı da
katliamcı olmanın vebalını ve sorumluluğunu taşıyor. Halbuki
Maraşlıların bir kısmının da içinde olduğu bu katliamları siyasal
iktidarlar yapmıştır. Siyasal iktidarların ve onların maşalığını
yapan bir avuç katilin günahını Maraş’ın çekmesi gerekmiyor.

Maraş girişimi tam da ve asıl olarak bu sorunu çözmek amacıyla işlevli olacaktır. Maraş katliamıyla yapılacak adil ve gerçekçi bir yüzleşme Maraş’ın da Maraş halklarının da özgürleşmesini sağlayacaktır.

Terolarda yapılan kamp, başından beri söylediğimiz gibi bir başka
biçimde yapılmak istenen bir katliamdır. Orada bir kamp yapılmıyor, orada etnik arındırma amacıyla bir operasyon yapılıyor. Çok az sayıda kalmış olan Kür’tür Alevilerin ve Kürtlerin bu toprakları terke etmesi amacıyla bir beyaz katliam yapılmaktadır, Terolarda yapılan kampla. Bu gerçeği en başından beri anlattık. Ve kamuoyunun bu gerçeğe uygun olarak Terolarda yapılan kampı tanımasını sağlamaya çalıştık. Çalışmaların sonucunda Terolarda yapılan kampın masum bir mülteci yerleştirme olmadığı genel olarak kabul gördü ve kampın yapılmasına karşı hem yurt dışında hem ülkenin hemen her tarafında ciddi bir duyarlılık yaratıldı. Ancak bilindiği gibi 15. Temmuz süreci her tarafta olduğu gibi maral tana da etkisini gösterdi ve kampın yapılması önlenemedi.

Şimdi Terolarda kamp yapılmış İŞİD’in beslendiği sosyal kesim olan unsurlar kampa yerleştirilmiştir. Erdoğan bu unsurlar aracılığıyla bölgede hem etnik ve dinsel arındırma operasyonu yapmakta hem de kendisine sosyal taban oluşturmaktadır.

Elbette gelişmeleri olabildiğince takip ediyoruz ve Terolarda yapılan o kampın mutlaka sökülmesi gerektiğine ve halkın mücadelesiyle o kampın orada söküleceğine inanıyoruz. Kimse yaşanan durumla barışık olmamalı, bu durumu meşru görmemeli, bu durumun değiştirilmesi için yapılacakların yapılmasından vazgeçmemelidir. Maraş girişimi bu amaçla da elinden geleni yapmaya çalışacaktır.

-Avrupa’da ciddi bir Maraşlı potansiyeli var ve sizler Maraş
girişimini oluşturdunuz. Bu girişim altında pek çok etkinlik
düzenliyor ve bir arada olmak için çaba sarf ediyorsunuz. Maraş Girişimi bu anlamda ne kadar etkili ve neden Maraş girişimine ihtiyaç var?

Evet gerçekten de Avrupa’nın ve dünyanın hemen birçok yerinde
Maraşlılar bulunmaktadır. Aslında yüz yıl önce Maraş’ı terk etmek
zorunda kalan Ermenilerle birlikte dünyaya dağılmış olan Maraşlıların çok büyük bir kitle oluşturduğunu söylemek gerekir. Maraş girişimi dünyanın her tarafına dağılmış olan Maraşlıları bir araya getirmek, onların ortak bir kültürde buluşmalarını sağlamak ve birlikte katliamcı, ötekileştirdi sisteme karşı demokratik bir zeminde buluşmak amacıyla oluşturulmuştur.

Bu amaçla bir dizi çalışma ve etkinlik yapılmıştır. Yapılan bu
çalışma ve etkinliklerin çok büyük bir etkisinin olduğunu özellikle
belirtmek gerekir. 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde Maraş’ta elde edilen başarının bir yanından da Maraş girişiminin katkıları bulunmaktadır. O dönem yapılan sistemli ısrarcı ve yoğun çalışmaların sonunda Maraş’ta HDP söz konusu başarıyı elde etmiştir. Bu da Maraş’ta egemen kılınmış olan şoven ırkçı ve gerici atmosferin dağıtılmasında büyük bir etki yapmıştır.

Önümüzdeki dönemde Maraş girişiminin çok yönlü çalışmaları olacak ve bu çalışmaların toplumsal hayata büyük katkılar sunacağını ifade etmek yanlış olmayacaktır. Göç ve sorunları, burada yaşayan ve genç kuşağın sorunları, sosyal hayatın yarattığı sorunlar, mültecilikten kaynaklanan sorunlar, topraklarımıza dönmekle ilgili sorunlar gibi bir dizi sorunla ilgili çalışmalar yapmayı hedeflemektedir.

-Avrupa ve Türkiye’yi kıyaslarsak demokrasi anlamında çok
gerideyiz. Türkiye olarak siz neler görüyorsunuz. Örneğin Terolar döneminde destek daha çoktu. Ne dersiniz.

Şüphesiz Avrupa ile Türkiye gibi ülkelerde demokratik alışkanlıklar, uygulamalar ve kültürel şekillenme açısında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Türk faşizmi siyasal tarihinin en zor dönemini, demokrasi güçleri ve halklar ise kazanma imkanlarının çok geliştiği bir tarihsel dönemden geçmektedirler. Yaşanan baskıların ölçüsüz ve kuralsız oluşu birazda bu nedenle bağıntılıdır. Kaybetmenin yarattığı basınç daha çok zorbalığa yol açmaktadır. Bu da bugün yaşana süreci ifade ediyor. Ancak baskının fazlalığı baskı yapanın kazanmasını karşı duranın da kaybetmesini sağlamamaktadır. Burada aslolan demokrasi güçlerinin örgütlülüğü ve direnme gücüdür bu anlamda Türkiye
haklarının ve demokrasi güçleri yaşanan bütün baskı ve zorbalıklara rağmen kazanacakları bir dönemde geçmektedirler. Herkesin buna uygun olarak daha çok çaba üretmesi ve daha çok emek harcaması gerekmektedir.

-Maraş girişimi size göre önemli bir boşluğu dolduruyor mu?

Evet, biraz önce söylediğimiz gibi neredeyse dünyada bazı devletlerin nüfusuna denk bir Maraşlı kitlesi yaşamaktadır diasporada. Bu potansiyelin dertlerini ve sevinçlerini örgütlemeleri bu örgütlülük üzerinde hayatının yükünü ve sevinci paylaşmaları önemli bir sinerji yaratacak, toplumsal hayatın gelişmesine büyük katkılar yapacaktır. Toplumsal süreçlerde örgütlerin biçimini ve içeriği yaşanan koşullar belirler. Bugün yurt dışında yaşamamak durumda kalmış olan bu geniş Maraşlı kitlenin kendisin ihtiyaçları temelinde örgütlemesi geleceği kazanmayı kolaylaştıracak, önemli imkânlar yaratacaktır.

-Siyasi konjektör oldukça hareketli şu dönemler. Sizde seçimlerde HDP’den adaydınız. Türkiye ve Avrupa siyasi atmosferi nasıl değerlendiriyorsunuz.

Siyasal gelişmeler çok yoğun hızlı ve karmaşık. Türkiye’de, toplumun mazlumlarına ve ezilenlerine karşı korkunç ve çok yönlü bir savaş sürdürülmektedir. Her hak talebi ölümle karşılık bulmakta. Alevilerin hiçbir talebi karşılanmadığı gibi, kadınların ayrı otobüslere binmesinden tutalım da cihatçı nesil yetiştirmeye kadar birçok düzenleme Aleviliğin içini boşaltan düzenlemeler olarak yaşama geçirilmiş durumda. Kürtlerle zaten tam bir savaş hali yaşanmakta. Her yerde katliamlar, yaşanıyor. Ayrımcılık en çirkin haliyle yaşanıyor. Nuriye ile Semih işlerine dönmek istedikleri için ölümün pençesindedirler. Herhangi gerçeği ifade etmek mahpuslara atılmakla karşılanıyor.

Almanya’da kısa süre önce seçimler yapıldı ırkçı bir parti
beklenemedik bir oyla parlamentoya girdi. Bütün bunları tek cümleyle özeti, Türkiye’de ve Almanya’da insanlık ve insanlığa dair olan her şey ciddi biçimde risk altında.

Ancak haramiler ellerini ovuşturarak kazanacaklarının hevesiyle
bekleyemiyorlar. Bekleyemeyecekler. Çünkü onların kazanması mümkün olmayacaktır. Ne Türkiye’de Erdoğan iktidarının geleceği var ve ne de Almanya’da ırkçıların geleceği var.

-Avrupaya baktığımızda pek çok dernek siyasi örgütlenme görüyoruz. Bir aradalık her geçen zamanda ayrışıyor. Maraş girişimi yerel bazda mı olacak.?
Elbette burada her yönlü ve her toplumsal grubu temsil eden kurumlar bulunmaktadır. Bir aradalık bazen ayrışmalara yol açabiliyor. Her ayrışma her zaman kötü değildir. Daha güçlü, daha işlevli birliktelikler oluşturmak bazen ayrışmalara yol açabiliyor. Çünkü asıl olan toplumsallıktır, birliktir.

Maraş girişimi daha çok ve asıl olarak Maraşlıların bir örgütlenmesi
olacak. Ancak zaten Maraşlıları dünyanın ve Türkiye’nin her tarafına dağılmış oldukları için, klasik ve dar anlamada pek fazla yerel kalma olanakları olmayacak sanırım.

-Son olarak, Maraş’ın en temel sorunları nelerdir? Bu sorunlara bir çözüm öneriniz var mı?

Maraş’ın en temel sorunu katliamlarla gerçek anlamda ve adil bir
yüzleşmenin yaşanmamış olmasıdır. Böyle bir süreç yaşanmadığı sürece Maraş’ın mahkûm edildiği karanlık atmosfer değişmeyecek ve Maraş özgürleşemeyecektir. O nedenle ilk elde Maraş’ın katliamlarla yüzleşmesi gerekiyor. Maraş’ın kadim halkı olarak Ermenilerin bu topraklarda yok edilmiş olmasıyla yüzleşmeyen bir Maraş, ırkçılığın kanlı girdabında kurtulamaz. 1978 katliamıyla yüzleşmeyen bir Maraş gericiliğin karanlığında kurtulamaz.

Yine bunlardan ayrı Maraş’ın bir yoksulluk sorunu var. Türkiye’nin
her köşesinde yoksulluk had safhada. Ancak Maraş’ta her türlü hak aramak yasaklandığı için burada yaşanan yoksulluk çok daha derin ve yürek burkan cinsinde. Tarımın meyveciliğin bir dizi sorunu bunların üstüne binince Maraşlının yaşama arzusu yok olmaktadır.

Bütün bunları Maraş girişimi takip edecek, ilgilenecek ve bunlar
karşı halklarıyla birlikte olacaktır. Tabi bu sorunların hepsini Maraş
girişimi çözemez elbette. Ancak bu konularla ilgili olarak halkın
yanında olmak Maraş girişiminin temel hedefi ve amacı olacaktır.

Yorum Yaz