Maraş Girişimi: Toplumun yüreğini yakan bu acıdan çözüm üretelim

0
45

İsviçre’nin Basel kentinde yaşayan Cem Dere geçtiğimiz günlerde intihar etti. Evli ve iki çocuk babası olan Dere’yle ilgili Maraş Girişimi sosyal medya hesaplarından bir açıklama yayımladı.

Açıklama Şöyle;

Bir kaç gün önce İsviçre’nin Basel kentinde yaşayan bir genç Can’ımız, doğal olmayan bir biçimde ve hepimizin yüreğini yakarak hayattan ayrıldı. Sevgili ve çok değerli kardeşimiz Cem’in ailesinin, yakınlarının ve sevdiklerinin acısını paylaşıyor, yüreklerimizin onların yüreklerindeki acıyla kavrulduğunu ifade etmek istiyoruz.
Biliyoruz ki, hiç bir acı böyle bir acıyla kıyaslanamaz ve hiç bir teselli sözcüğü bu acıyı hafifletemez. Hangimiz ne yaparsak yapalım Cem’in çevresine saçtığı sevgi halesinin güven veren rahatlığını bir daha yaşayamayacağız.
Kim ne yaparsa yapsın Cem, bir kez daha işinden gelip, eşine ‘merhaba ben geldim, nasılsın canım’ diyemeyecek.
Hiç bir gün Cem’i bir daha, çocuklarına, yüreğine saklamak ister gibi, sarılırken göremeyeceğiz.
Bir daha Cem’in babasına, ‘baba nasılsın’ dediğini duyamayacak hiç kimse.
Cem’in masasın da müzik dinlediğini veya televizyon izlediğini, seyredemeyeceğiz bir daha. Cem’i, çocuklarıyla oyun oynarken, eşiyle sohbet ederken görememenin acını taşıyacağız yüreğimizde. O’nun dostlarıyla gezerken çevresine yansıttığı gençlik enerjisini ve hayat dolu heyecanını bir daha paylaşamayacak hiç kimse.
Ne yazık!
Ne dayanılmaz, ne katlanılmaz bir derttir bu!
Ama aslında Cem, yaşamaya mahkûm edildiğimiz cehennemi kabul etmememiz, buna karşı tutum almamız için de uyarıyor bizi.
Cem diyor ki bize ve tüm insanlığa,
‘ey günün sorunları içinde kaybolanlar, kendinize, gençlere, hayata yeni başlayanlara ve tüm insanlara karşı, yani hepimizin birbirimize karşı görevlerimiz ve sorumluluklarımız var, bunları unutmayalım. Bizim birbirimizle, ailemizle, yanımızdaki, yakınımızdakilerle ve benzer özellikte olanlarla, ele ele, gönül gönüle ve göz göze olmamız gerekmiyor mu? Aynı dili, aynı inancı yaşayanlar olarak birbirimizle daha ilgili, birbirimize karşı daha özenli davranmamız, hangimize ne kaybettirir? Ne zararımız olur, birbirimizi sevmekten, sevgimizi yüksek sesle söylemekten? Sevgimizi paylaşmaktan, birbirimize güç ve destek vermekten nasıl bir kötülük doğabilir ki? Bizi ezmek, yok etmek isteyenlerin, dünyamızı gasp etmiş olanların zulmü bizi yeterince ezmiyor mu? Bu zalimlere karşı daha çok yan yana, daha çok birlikte ve daha çok birbirimizi severek yaşamak bize ne kadar yük olabilir ki? Neden bizi kötülük yapan bu düzenin etkisiyle bizde hem kendimize hem birbirimize karşı bu kadar hoyrat, bu kadar vurdumduymaz olabiliyor ki. Tam tersine ‘düşman inat bir gün daha yaşamak dersek, bunun için birbirimizi seversek bundan zalimler korkar. Ve biz güzellikler için, insanlık adına sevgiyi büyütürsek, zalimlerin de korkuları da büyüyecektir’.
Cem diyor ki bize,
‘ bu haramiler bizi o kadar çok meşgul ediyorlar ki, birbirimize sevgimizi ifade edecek fırsatı ve zamanı da elimizden alıyorlar. Hâlbuki biz onlara inat, işimizi de, bize verilen görevleri de bir anlık ta olsa bırakıp, çocuklarımıza sarılalım, onları çok ama çok sevdiğimizi, onların her zorluğunu paylaşmaya hazır olduğumuzu ve onların dünyanın biricik varlıklıları olduklarını herkesin duyacağı şekilde haykırırsak, hiç bir şey kaybetmeyiz. Ama emin olun onların yüreğini kazanırız ve bu da bir dünyayı kazanmak demektir.’
Ve yine Cem diyor ki bize,
‘bunu yapmadığımız için ne çok güzellikler kayboluyor, ne çok değerler, elimizin altında kayıp gidiyor, farkında mısınız? Doğal olmayan bu yolla hayatına son veren o kadar çok insan var ki? Dünyamızı öyle bir cehenneme çevirmişler ki dertlerimizi sorunlarımız gücümüzü aşıyor. Ve en kötüsü sorunlarımızı paylaşacak dostlarımızın, dertlerimizi ortaklaşacak dert ortaklarımızın da elimizden alınması bizden uzaklaştırılmasıdır.’
Son olarak Cem diyor ki bize,
‘bize güvenen ve bizim güvenebileceğimiz ve dostlarımızla birlikte olacağımız bir ortama, çok ama çok ihtiyacımız var. Bende ‘yaşamak güzel şey be kardeşim’ demeyi o kadar çok isterdim ki. Aslında tek tek hiçbiriniz bu sonuçtan sorumlu değilsiniz. Sakın böyle düşünmeyin. Hepinizi, annemi, babamı, kardeşlerimi, eşimi ve çocuklarımı, ayrıca bütün dostlarımı arkadaşlarımı akrabalarımı yakınlarımı ve tüm insanları sevdim severek yaşadım bu hayatı. Ama bir bütün olarak o kadar yanlışlıklar yapılıyor ve yaşanıyor ki?’
‘Bu dünya bizim dünyamız değil’ diyenler olarak, bizim size, hepinize sandığınızdan daha çok ihtiyacımız var! Bir an önce yüzünüzü bize döner, sıcak bir tebessümü, bir tatlı sözü bizimle paylaşırsanız, ne çok sevineceğiz biliyor musunuz?’
Cem’in hayatına son vermesi hepimiz için bir çığlık, bir sesleniş olmalıdır. Maraş Girişimi olarak bu gelişmeyi bu şekilde değerlendiriyor ve ele almak istiyoruz.
Bu sorunun çözümü için bir şeyler yapmak, bu genç insanlarımıza karşı borcumuz ve görevimizdir. Bu amaçla bütün ilgili kurum ve bilim insanlarının katılacağı kapsamlı ve çeşitli boyutları olan çalışmalar
Yaparak bu sorunun kendisini, nedenlerini ve çözüm yollarını araştırmak ve bununla ilgili projeler geliştirmek istiyoruz. Bu yolla, elbette gidenlerin dönmesini sağlayamayız. Ama belki yeni vakaların
Olmasını önleyecek bir katkıda bulunabiliriz. Bu acıların yaşanmasını bir ölçüden de olsa önleyebiliniz. Böylece Maraş Girişimi olarak Cem’in ve doğal olmayan bu yolla hayatta kopartılmış tüm insanlarımızı unutmamak ve onlara karşı sorumluluğumuzu yerine getirmek istiyoruz.
Toplumuzun son 50-60 yıldan beri yaşadığı sosyal- ekonomik ve siyasal gelişmeler, çok derin etkiler bırakmıştır. Cem’in ve birçok arkadaşımızın yaşadığı benzer durumları da bu kapsam da değerlendiriyor ve ele alıyoruz.
Doğal sosyal ortamından kopartılarak gurbet ellerinde yaşamak zorunda bırakılan her insan gibi bizim insanlarımızın da yaşadığı bu değişiklik, bir dizi sosyal etkilere yol açmıştır. Derin yaraların açıldığı, insanların korku ve güvensizlik içinde, yalnızlığa itildiği bu süreçte, birçok sorunun yaşanması, ne yazık ki, önlenememektedir.
Gerekli örgütlülükler ve uygun mekanizmalar yaratılamadığı sürece, bu tür sorunların yaşanmasını önlemek kolay olmayacaktır.
Gençlerimizin doğal olmayan bir biçimde hayatlarına son vermeleri, bu sorunların en yakıcı olanı ve yaşananların sonucu ve parçasıdır. Bu nedenle bütün halkımızı ve duyarlı arkadaşları bu konuyla ilgili olarak yapacağımız çalışmalara katkı sunmaya, destek olmaya çağırıyor ve bu desteklerini bekliyoruz.
Maraş Girişimi
10.09.2017

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here