Maraş’ı tartışırken

191

KASIM ENGİN

Maraş Katliamı halen kanayan bir yara; hem acı hem de hüzünlü bir yara. Bu yarayı Pazarcıklılar, Elbistanlılar ile doğası gereği Aleviler, Kürtler, solcular ve halkların değerlerine saygı gösterenler unutmadılar ve unutmaları da zordur.

Maraş Katliamı’nı gündemde tutmak önemlidir. Bu katliamı uluslararası zemine taşıyıp duyarlılık yaratmak; hem unutulmasını engellemek, hem işlenen insanlık suçlarını hasıraltı edilmesinin önünü almak, hem de bu vahşeti işleyenleri Lahey’e götürmek de önemlidir.

İşte bütün bunlar için Avrupa Parlamentosu’nda bir Maraş konferansı gerçekleştirildi.

O toprakların bir evladı olarak Maraş Konferansı’na daha doğrusu Maraş Katliamı’na ilişkin birkaç görüşümüzü sunarak katılmak istiyoruz:

1- Bilinmesi gereken en temel husus, bu katliamın devlet eliyle, bilinçli ve hedef gözetilerek yapılmış olmasıdır. Böyle olduğu içindir ki, suçlular ortada olsa da, isimleri bilinse de, Kürt sorunu başta olmak üzere, Türkiye sorunu köklü bir şekilde yüzleşme yaşanmadan çözümü Türkiye tarafından kabul edilmeyecektir. Kabul edilmeyeceği gibi bunu yapmaya kalkışanlara karşı da bir şekilde tedbirler almaya, ezmeye hep çalışacaklardır.

Maraş Katliam sadece bir Alevi katliamı değildir. Maraş ve çevresinde ağırlıklı olarak Aleviler Kürt’tür, Kürtler ise ağırlıklı Alevi’dir. Alevi olmayan Kürtler de vardır. Ancak Maraş’a özgün bir durum olarak Maraş Katliamı öncesi Alevi Kürt ve Sünni Kürtler arasında çok ciddi çelişkilerin yaşanmadığını, bizatihi Şehit Nucan Nurhak’ın babası olan dayımın Sünni Kürtler ile olan Kirvelik ilişkilerinden biliyorum.

Maraş Katliamı’nın en temel nedeni -farklı nedenleri de elbette vardır- Maraş ve çevresinde Kürt ulusal bilincinin adım adım gelişerek Fırat’ın batısını sözde Kürtlere kapatmaya, eritmeye çalışan Şark Islahat Planı’nın iflas ettirilmesine olan sert, bilinçli, hedef gözeterek verilmiş olan cevaptır. Kaldı ki Maraş Katliamı ile birlikte Kürdistan’da 19 kentte sıkıyönetim getirilmiş ve ardından da adım adım 12 Eylül faşist darbesi hazırlanmaya başlanmıştır.

Daha o zamanlar Maraş Katliamı’nın esasta bir cuntaya dönüştürme projesi ve soykırımı olduğunu Başkan Apo kaleme aldığı ‘Maraş Katliamı’ broşüründe açık bir şekilde değerlendirmiştir. Türkiye soluna böyle bir cuntanın gelişebileceğini ise özel kuryeler göndererek bildirmiş olsa da, onlar o zaman buna hem anlam verememiş hem de inanmamışlardır. Ancak Başkan Apo bu değerlendirmesinin bir sonucu olarak çok erkenden PKK’nin birçok kadrosunu yurt dışına çıkarabilmiş ve daha sonra 15 Ağustos’a gidecek direnişi örgütleyebilmiştir.

2- Faşist devlet kendi iradesiyle, isteyerek Maraş ile yüzleşmeyecektir. Çünkü Maraş ile yüzleşmek demek öncelikli olarak en az son yüz yılda yapılanlarla yüzleşmesi demektir. Geçen yüz yılda yapılan tüm kıyımlar devleti korumak ve bir ulus devlet yaratmak için gerçekleştirilmiştir. TC devletinin bu olup biten kıyımların birini kabul etmesi demek, faşist zihniyetinin tek tek çökmesi olacaktır ki, bu ise zaten ancak ve ancak zihnen demokrasiyi içselleştirmiş bir Türkiye ile mümkündür.

Unutmayalım ki, TC Maraş Katliamı’nı kabul ettiği anda, Ermeni Soykırımı’nı, Süryani-Keldani-Asuri Sayfo’sunu, Dersim Tertelesi’ni, Zilan Kıyımı’nı derken 33 Kurşun’u, 49’lar olayını, Viranşehir Olayı’nı ve Çorum’u, Sivas’ı, Roboski’yi, Cizre’yi, Nusaybin’i ve Sur’la yüzleşmek demektir. Ama bununla yüzleşmeyeceği için saldırılarını daha da arttıracaktır.

Bunun böyle olduğunu bizler Têran’a kurulan çete kampından biliyoruz. Bugünlerde Sur’da halkı açlığa ve susuzluğa aynen Kerbela zamanında terk edişinden görüyoruz. Kürdistan’ın Rojavası’nı, Güney’ini ve Kuzey’inde dağları taşları uçaklarla bombalamalarında görüyoruz.

3- Maraş Katliamı’nı gerçekleştiren partilerin başında CHP gelmektedir. Zamanın başbakanı Ecevit idi. Yine Sivas katliamı yapılırken CHP’nin devamı olanlar iktidara ortaktılar. Dersim ve Zilan Tertele ve katliamlarını yapanlar da CHP’lilerdi. İttihat-ı Terakki’yi Kızıl Elmacı olarak görenler ve Kızıl Elmacı olarak söyleyenler ise yine CHP’dir. Ve Ermeni Medz YEGERN’ini, yine Süryani Safyo’yu da bunlar yapmıştı.

Özetle, Alevi katliamına son yüz yılda en çok bulaşmış, en çok bizatihi planlayarak katliam gerçekleştiren güç CHP’dir. Bunun için başta tüm Alevilerin ve özellikle Kürt Alevilerinin bir an önce CHP ile arasına ya mesafe koyarak ya da CHP’yi bu katliamlarla yüzleştirecek bir pozisyona getirmeleri gerekmektedir.

4- Maraş Katliamı sadece Maraşlara ait bir acı değildir. Herkesi ilgilendiren bir katliamdır. Çünkü Maraş Katliamı bir insanlık suçudur. Tarihle hatta bugün ile bağını kurmak bile bunun böyle olduğunu gösterir.

Evet, bugün DAİŞ insanlık dışı uygulamalara imza atıyor. Diri diri yakıyor, cesetleri paramparça ediyor. Ancak DAİŞ’ten önce aynı yöntem Maraş’ta uygulandı. Coplar sokuldu, gözler oyuldu, cenazeler paramparça edildi, kazanlarda diri diri kaynatıldılar; özetle, en iğrenç katletme yöntemlerinin tümü Maraş’ta yaşanmıştır. Kısacası, DAİŞ sadece bugüne ait değildir. DAİŞ bir zihniyettir ki bu zihniyetin tümünü son yüzyılın tamamında Kürtlere, Alevilere, Êzîdîlere, Süryanilere, Ermenilere, hatta Çerkezlere, Yunanlara ve bir şekilde asimile edilen birçok farklı renk ve inanca karşı yapıldığını gördük. Bu ise tam da faşist TC devletinin zihniyet yapısının en açık halidir.

Daha gerilere gidersek Yavuz Sultan Selim’in Alevileri siyaset eylemesinde, ihrak ı binnar yani diri diri yakmalarında, kuyulara binlercesini gömmelerinde ve de kazıklara çakmasında biliyoruz.

Ve Kerbela’da peygamberin torunu olan Hz. Hüseyin’i susuz bırakılarak katledilmelerini, ardından başıyla Şam’da top oynadıklarından biliyoruz. Şam’da peygamberin torunu olan Zeynep’i pazarlarda satmalarını da biliyoruz. Aynısını, şimdi Şengal’den de biliyoruz.

Eğer Maraşlılar, Maraş Katliamı’nı Uluslararası Adalet Divanı’na taşırmak istiyorlarsa, yaşanan katliamla Alevi ve Kürt katili devletin bu süreç ile yüzleşmesini istiyorlarsa önce Avukat İbrahim Sinemillioğulları’nın ifade ettiği gibi tek yol direnmektir. Direniş cephesine dahil olmaktır. Direnişi kesintisiz geliştiren ve geliştirmek isteyenlerin cephesinde yerlerini almaktır.

Bu umut ve beklentilerle Maraş Katliamı’nı sadece bir konferansla ya da birkaç oturum ve etkinlikle sınırlı tutmadan, daha kapsamlı hale getirerek Maraş Katliamı’nı devletlerarası sahaya taşırarak, TC faşist devletine kabul ettirerek kendi kirli tarihleriyle yüzleşmesine gidecek yolu döşemektir.

özgür politika

Yorum Yaz