AP’de ‘Maraş Katliamı ile yüzleş’ çağrısı

0
204
ANF Images

Katliamın planlı ve devlet tarafından yapıldığının vurgulandığı konferansta, Türkiye’ye katliam ile yüzleşmesi çağrısında bulunuldu.

Maraş’ta 19 Aralık 1978 tarihinde yüzlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan Maraş Katliamı’nın etkileri hâlâ sürüyor ve insanların üzerindeki travması sıcaklığını koruyor. Türkiye’de katliam ile ilgili yargı süreci tıkanırken, Avrupa’da faaliyet yürüten Maraş Girişimi, katliamın aydınlatılması ve yüzleşme için çeşitli girişimlerde bulunuyor.

Girişim, bu amaçla da Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulanan Avrupa Parlamentosu’nda (AP) birçok yazar, araştırmacı, dönemin tanıkları ve AP milletvekilinin katılımıyla bir konferans düzenledi. Konferans, “Soykırım Kıskacında Maraş” ismiyle gerçekleşti. Konferansa katılan tanıklar, yazar ve avukatlar, yaptıkları konuşmasında, Türkiye’nin tarihinin katliamlar tarihi olduğuna vurgu yaparak, yüzleşme çağrısında bulundu. Yüzleşmenin olmaması halinde yeni katliam ve suçların işleneceğinin belirtildiği konuşmalarda, Cizre, Sur ve Şırnak olmak üzere Kürdistan’da benzer katliamların devam ettiği hatırlatıldı.

‘MARAŞ YAKIN TÜRKİYE’NİN EN KARANLIK OLAYLARINDANDIR’

Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili Mark Demesmaeker’ın açılış konuşmasını yaptığı konferansta, birçok kuruluş temsilcisi hazır bulundu. Demesmaeker, Maraş Katliamı’nın yakın Türkiye Cumhuriyet tarihinin karanlık olaylarından biri olduğunu söyledi.

Demesmaeker, Erdoğan’ın Türkiye’yi baskıcı bir sisteme götürdüğünü belirterek, “Her şeye saldırıyor. Basın özgürlüğü yok, insan hakları yok sayılıyor. Türkiye’deki mevcut durumu endişe veriyor. Onun için böylesi bir ülkenin AB üyesi olması mümkün değil” dedi.

Maraş Girişimi adına konuşan Mehmet Demir ise girişimin çalışmaları ve amaçlarına değinerek, “Katlama karşı mücadele etmek, kayıpları tespit etmek ve yüzleşmek istiyoruz” dedi.

‘ÖLÜLERİ KAZANDA KAYNATTILAR!’

Eşi ve ağabeyi olmak üzere ailesinden birçok kişiyi katliamda kaybeden Maviş Toklu da katliam sürecin anlattı. Toklu, “Bu bir sistematik katliamdı. İlk önce gelip kapıları işaretlediler. Alevilerin kapılarını kırmızı ve diğerlerini de yeşil boya ile işaretlediler. Yaşlıları öldürdüler, çocukların ölülerini kazanlarda kaynatıp annelerine verdiler. Hamile kadınların karınlarını deştiler. Başımıza gelenleri anlatacak sözcük bulamıyorum. Biz çektik ama kimse çekmesin, Allah kimsenin başına getirmesin. Hâlâ acıları yaşıyoruz” diye konuştu.

‘BU BİR DEVLET KATLİAMIDIR’

Yapılan açılış konuşmasının ardından konferans “Etno dinsel arındırma sürecinde Maraş” isimli birinci oturum ile devam etti. Moderatörlüğünü Gazeteci Elif Sonzamancılar’ın yaptığı bu bölümde Yazar Aziz Tunç, HDP Milletvekili Mahmut Toğrul ve Yazar İnci Aral, birer sunum yaptı.

Burada ilk sözü alan Yazar Aziz Tunç, katliamın sorumlusunun devlet olduğunu belirterek,” Maraş Katliamı’nın faili bellidir, nettir. Sağa sola çekmeye gerek yok. Sağcıların işi falan da değil. Katliamın tek sorumlusu devlettir” dedi. Maraş Katliamı’nın Ermeni Soykırımı’ndan bağımsız ele alınamayacağını ifade eden Tunç, devamla şunları söyledi:

“Ermeni Soykırımı’ndan sonra amaç Kürtleri, Alevileri tasfiye etmek için böylesi bir katliam yapıldı. Birileri devleti aklamaya çalışıyor. Ama öyle değil; bu katliamın tek sorumlusu ve planlayıcısı devlettir. Ama soyut bir devlet sözcüğü de yetmiyor. Maraş Katliamı’nda MİT, asker, siyasetçiler var. Bu planlı bir operasyondur.” Tunç, katliamda CIA ajanlarının da olduğunu söyledi.

Aziz Tunç, katliamın üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen insanların üzerindeki etkilerinin sürdüğünü belirterek, sistemin fiziki katliamının yanı sıra geriye kalanlara da bir mesaj verdiğini ifade etti.

‘MARAŞ BENİM İÇİN DÖNÜM NOKTASI OLDU’

Yazar İnci Aral ise Maraş’a gidiş öyküsünü anlattı. Aral, katliamdan 1 yıl sonra Maraş’a gittiğini belirterek, “Tanıklarla görüştüğümde bana anlattıklarına ilk başta anlamadım. Hamile kadınların karınlarından bebekler bile öldürülmüş. Tam bir vahşet yaşandı. Her gittiğim köye, yere aynı hikayeleri tekrar tekrar duydum. Ve o zaman inandım. Ben geri döndüğümde uzun zaman kendime gelemedim, etkisinden çıkamadım” dedi.

Yazar Aral, daha sonra duruşmaları da takip ettiğini söyleyerek, “Bütün tutanakları okudum. Ses kayıtlarını dinledim. Bunun bir devlet operasyonu olduğuna inandım. Zaten duruşmada katliamda rol alanların rahatlığı, gülüşleri de arkalarında bir güç olduğunu gösteriyordu” diye konuştu.

Yazar Aral, birçok katliam ve savaşta olduğu gibi burada da en çok mağdur olanın kadın ve çocuklar olduğunu ifade ederek, “Kadınlar öldürüldü, tecavüze uğradı. Büyük bir zulüm gördüler” dedi.

Yazar İnci Aral, Maraş Katliamı üzerine yazdığı kitabın kendisi için dönüm noktası olduğunu da dile getirerek, daha sonra Türkiye’deki sorunları yazmaya başladığını vurguladı.

‘AYNI KATLİAMLAR BUGÜN SUR VE CİZRE’DE DEVAM EDİYOR’

HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul da bir katliamın aydınlığına kavuşmasının diğer katliamların önüne geçmesi anlamına geldiğini ifade etti. Toğrul, Türkiye’nin tarihinin katliamlar tarihi olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Türkiye Cumhuriyeti öncesinde de başlayan tekçi, ırkçı ve asimilasyoncu politikaları, halklar bahçesinde bir tek ulus yaratmaya çalıştı. Bunun için de başta Ermeni katliamı yapıldı. Müslümanlar olmayan azınlıklar, ülkeden kovuldu. Trakya olayları oldu. Yahudilere yönelik saldırılar başladı. Lozan’dan sonra da bu tekçiliği kabul etmeyen Kürtler, karşı çıktı. 1940 yılına kadar Kürtler direniş içerisinde oldu. Ve bu başkaldırı ve direnişler çok kanlı bir şekilde bastırıldı. Ardından tekçi zihniyet hayata geçirildi. Maraş Katliamı da bunun sonucudur. “

Türkiye’nin tarihi boyunca hep birilerini düşman ve öteki ilan edip, saldırılarda bulunduğu ifade eden Toğrul, “Maraş’ta da bu öyle olmuştur. Bu zihniyet bugün de devam ediyor. Halkların birlikte yaşaması istemine karşı AKP, bugün de savaş başlattı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı barış görüşme masası devrildi. Bu AKP ve Erdoğan’ın tek başına yaptığı bir şey değil. Devletin bir çökertme planıydı. 7 Haziran’da sonra savaş başlatıldı. İlk olarak Varto’da Kürt Özgürlük Hareketi’nin değer verdiği kadına saldırıldı. Ekin Van isimli bir gerilla katledilerek, bedeni teşhir edildi. Yine şehitlikler yerle bir edildi. Cizre, Sur, Silopi ve Şırnak yıkıldı. Kadınlar ve çocuklar öldürüldü. Bu tek zihniyetin siyasetidir. Bütün bu katliamlar birbiriyle bağlantılıdır” diye konuştu.

Toğrul, Maraş ve Kürdistan’ın Kürtsüzleştirilmek ve Alevisizleştirilmek istendiğine dikkat çekerek, “Terolar’da yapılan kamplar, yerleştirilen DAİŞ militanları aslında bölgenin demografinin değiştirilmesi anlamına geliyor. Yine doğayı tahrip etmek için fabrikalar ve santrallerin yapılması da bunu gösteriyor” dedi.

‘YARGI SÜRECİ FORMALİTEYDİ’

“Maraş Katliamı ve Adalet Arayışı” isimli ikinci bölüme ise Avukat İbrahim Sinemillioğlu, Avukat Seyid Sönmez, Maraş Girişimi adına Mehmet Üstek ve AP Parlamentosu Üyeleri Bodil Vallero katıldı. Moderatörlüğünü Şükrü Yıldız’ın yaptığı bu bölümde söz alan, davanın avukatlarından İbrahim Sinemillioğlu, dava sürecini anlattı. Av. Sinemillioğu katliamdan sonra hemen Maraş’a gittiğini belirterek, “Biz İstanbul Barosu adına birkaç avukat ile birlikte gittik. Ancak 8 günde girebildik. Ardından başlayan dava da formalite şeklinde gelişti. Kimse hapis yatmadı. Hata bazıları sonradan milletvekili oldu. Devlet bunu bilinçli yaptı, katliamı devlet katliamı yapmaktan çıkartıp sağ-sol davasına bağlamak içindi. Devlet aklanmak istendi, bu formalite bir dava oldu” dedi.

Avukat Sinemillioğlu, katliamın bugün de devam ettiğini, Maraş ve batı Kürdistan hattının Kuzey Kürdistan’dan kopartılmak istendiğini söyledi.

‘MARAŞ’TA YAPILAN BİR SOYKIRIMDIR’

AP Parlamentosu Üyesi Bodil Vallero Maraş’ın bir soykırım olduğunun altını çizerek, “Soykırım tanımlamalarına bakıldığında Maraş’ta yapılanlar bir soykırımdır. Türkiye’deki mahkemeler bunu böyle görmeli. Ancak maalesef bu böyle böyle görülmüyor. Türkiye’de şu anda durum çok kötü. Erdoğan gittikçe tekçi zihniyete sahip” ifadesini kullandı.

Avrupa devletlerini de eleştiren Vallero, devamla şunları söyledi: “Göçmenler, Türkiye’de kalsın diye Avrupalı siyasetçiler Erdoğan’ın kucağına oturmuş. Bütün isteklerini yerine getiriyor, sesini çıkarmıyorlar. Bence Erdoğan’a katı davranmalıyız. Türkler ve halklar ne istiyor, ona bakmak lazım. Hükümeti dikkate almamalıyız. Demokratların yanında olmalıyız.”

Avrupa’daki Ülkü Ocakları’nın faaliyetlerine de dikkat çeken AP Üyesi Vallero, “Bu örgüt, Avrupa’nın birçok ülkesinde faaliyet yürütüyor. Ve birçok suç işliyor. Planları ve amaçları teröristçe. Bence bu grup terör örgütleri listesine alınmalı” diye konuştu.

AİHM VE AB SİYASETİNE ELEŞTİRİ

Davının diğer avukatlarından Seyid Sönmez de Maraş’taki kayıp mezarlara değindi. Sönmez, şöyle dedi: “Bizim toplumda ölülere büyük bir saygı ve manevi değer var. Egemenler bunu çok iyi bildiği için mezarlarımızı kayıp ediyor, Teybet Ana’nın cenazesini sokak ortasında bırakıyorlar. Mezarların kayıp olduğunu öğrenince kayıp yakınları adına süreç başlattım. Savcılığa başvurmama rağmen hiçbir davacının ifadesine başvurulmadan reddedildi. Ardından Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk, onlar da ‘siz niye onca yıldır mezarlarınızı aramadınız’ diyerek komik bir ifade ile reddettiler.”

Sönmez, davanın avukatı olarak dosyaları görmek için başvurmalarına rağmen geçen hafta gelen cevapta “Devlet sırrıdır” denilerek bu başvurularının da reddedildiğini belirtti. Sönmez, “Milletvekili, avukat, sanık ve mağdurlar dosyaları alamıyor. Şu anda mevcut iktidar geçmişteki bütün kötülükleri içinde barındırıyor. En ufak bir hak arayışı kendisine karşı yapıldığını sayıyor” dedi. Avukat Sönmez, AİHM’den de sonuç alamadıklarını dile getirerek, “Cizre davasını da reddettiler. Hem AİHM, hem de Avrupa siyaseti çok kötü bir sınav verdi. Avrupa silah satışlarını durdursun. Terolar’da yapılan kampı ilk ziyaret edenlerden birisi de Almanya Başbakanı Angela Merkel oldu. Buna son verilsin” diyerek, AB ülkelerine eleştirilerde bulundu.

‘ŞU SAATLERDE KÜRDİSTAN’DA YENİ KATLAMLAR YAPILIYOR’

AP Sosyalist ve Demokratlar Birliği Milletvekili Costas Mavrides de Türkiye’de Kürtler ve Alevilerin yaşadığı sorunları burada tartışmanın önemli olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Eğer bizler gerçeklerle yüzleşmezsek aynı şeyleri hep yaşarız. Onun için ders çıkarmalıyız. Bizler insanlığa karşı işlenmiş suçları unutmamalıyız. 1978 yılında yapılanlar da bunlardan bir tanesidir. Türkiye devleti gerçekle yüzleşmeyi inkâr ediyor. Bu da bir suçun parçasıdır. Eğer bu suçun üstü kapanırsa yeni suçlar işlenir. Şu anda konuştuğumuz bu saatlerde Kürdistan’da yeni suçlar işleniyor. Avrupa yıllardır sessiz. Türk devletinin tek amacı var, o da diğer halkları tasfiye etmektir. Bu bir suçtur. AİHM de maalesef beklentileri karşılayacak kararlar almamıştır.

1978 yılından 4 yıl önce, 1974’te Attila Timleri Kıbrıs’a bağlı birçok köyde insanları kaybettirdiler. Yakınları hâlâ merak edip arıyorlar. Türk derin devleti 1974 yılında yaptığının aynısını 1978 yılında da yaptı. Sadece insanları öldürmedi, suç delilerini de yok ettiler.”

‘KÜRTLER İNSANLIK MÜCADELESİ YÜRÜTÜYOR’

AP Milletvekili Costas Mavrides, Kürt gerillalarını da özgürlük ve adalet arayışçıları olarak tanımlayarak, “Kürdistan’da bugün çiçekler açmış. Egemenler bizim yorulmamızı bekliyorlar ama yanılıyorlar. Bu bir insanlık koşusudur. Bu aylarda, çiçekler Kürdistan’da tomurcuk açmış. Bu bir insanlık ve adalet mücadelesidir. Herkes bunu böyle bilmeli” dedi.

‘KATLİAMI GÜNDEMLEŞTİRMEK İSTİYORUZ’

Maraş Girişimi Eş Başkanı Mehmet Üstek ise amaçlarının katliamı gündemini uluslararasılaştırmak olduğunu dile getirerek, “Bize ve dostlarımıza düşen görev, işlenen ve ortada olan suçluları açığa çıkarmak ve adaleti sağlamaktır. Eğer suçlular bulunmazsa bunlar yeni suçlar işlemeye devam edecekler. Biz Kürt Aleviler, bu suçluların tehdidi altındayız. Girişimimizin amacı katliamı gündemleştirmek ve yüzleşmeyi sağlamaktır. Avrupa kurumlarından da isteğimiz bize destek vermeleridir” dedi.

Öte yandan katliamın hatırlanması için bir anıtın yapılması önerisi de sunuldu. Konferansın sonuç bildirgesi de komite tarafından daha sonra açıklanacak.

ANF

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz