İsviçre – Hüseyin Torun

İsviçre  Ekim’de seçimlere gidiyor. Bu seçimle yıl için İsviçre Ulusal Meclis’in(Federal Meclis) 200 ve 46 kişilik Kantonlar Meclis’inin(Senatörler Meclisi) üyelerini belirleyecekler. 8.5 milyonluk nüfusun 2.5 milyonunu oluşturan göçmen işçi ve emekçileri de bu seçim ilgilendirmektedir ve ilgilendirmelidir.

Seçim bir demokratik haktır. Seçme ve seçilme hakkı demokratik bir haktır. İsviçre vatandaşları için bu hak bir demokratik hak olarak vardır. Ancak nüfusun %25’ini oluşturan göçmenler için bu iki federal meclis nezdinde henüz bir hak değildir. Bu iki meclis için göçmenler seçme ve seçilme hakkını kullanamamaktadırlar.

Bazı göçmen grupları geldikleri ülkeye geri “dönmeyi” düşünüyor olabilirler. Bu onların hakkedır. Bunun için İsviçre’nin bu tür sorunları kendilerini fazla ilgilendirmiyor. Çünkü İsviçre’deki varlıklarını geçici ve misafir olarak görüyorlar. Ancak göçmenlerin esası İsviçre’de kalıcıdırlar ve bütün sorunlarını burada yaşıyorlar. Bunlar için en demokratik bir insan hakkı olan seçme ve seçilmeme hakkını kulanmamak bir sorun teşkil etmektedir.

İsviçre’de seçimlere katılım oranı her zaman düşüktür. Bütün seçimlerde katılım oranı %50’nin altındadır. Seçimlere katılan seçmenlerin %90’ı oyunu posta yoluyla kullanmaktadır. İsviçre’de oy kullanma zorunluluğu yok ve bunun bir ceza-i sorumluluğu da yoktur. Yani oy kullanmayana herhangi bir müeyyide uygulanmıyor. Oy kullanmamanın birçok nedeni vardır. Seçmen sosyolojisi açısından bakıldığı zaman şöyle bazı sonuçlar çıkarabiliriz.

1-Ceza-i bir yaptırımı olmadığı için oy kullanmıyor.

2-Seçimin birşey değitireceğine inanmıyor. Çünkü anayasa tarafından İsviçre Federal Parlamentosu’nu oluşturacak dört parti ve temsilci sayısı belirlenmiştir. Bu dört partiden herhangi bir siyasi parti isterse seçimde ciddi bir oy alsın bu sonucu değiştirmeyecektir. Devlet bu sistemde kendisini koruma zırhına almıştir. Bu anlamıyla demokratik bir temsiliyet ve yönetim anlayışı söz konusu değildir. Seçeceğimiz 246 kişi gidip bu dört partinin belirlediği 7 kişiye formalite icabı ve halkın gözünü boyamak için oy verecekler. Dolayısıyla bu koalisyonun oluşum biçimi ve değişmez varlığı demokratik değildir.

3-Seçmenler nasıl oy kullanacaklarını bilmiyorlar.

4-Seçmenler seçim pusulasını hazırlamak, pul parası vermek, postaneye gitmeyi bir eziyet olarak görmektedir. Bunun için posta kutusunda çıkardığı seçim dökümanlarını merak edip bakma gereği bile duymadan direk çöpe atmaktadır.

5-Göçmenler, İsviçre vatandaşı olmadıkları için uzun yıllar oy kullanma, seçme ve seçilme hakkını yerine getirmiyorlar. Bu süreç içinde bir alışkanlık haline geliyor ve seçmen duyarlılığını yitiriyor. Politika dışı kalan ve tutulan bu önemli güç, vatandaş olduktan sonra da seçimlerle ilişkilenmiyor.

Bütün  bunların yanısıra göçmenlerin örgütlü ve politika yapan güçleri, göçmenlerin göçmenlikten kaynaklı yaşadığı sorunlarla çok fazla ilgili değildirler. Böyle olunca verdikleri mücadele sadece geldikleri ülkenin sorunlarıyla sınırlıdır. Bu protestocu, dayanışmacı ve kamuoyu oluşturma amaçlı bir nitelik izliyor. Bu durum ciddi bir boşluk yaratıyor. Bu boşluktan yola çıkarak kendilerine görev çıkaranlar oluyor ve seçimlerde aday oluyorlar. Bundan bir sorun yok. Herkes kendi demokratik hakkını kullanıyor. Sorun şurda. Bunlar göçmenleri temsilen aday olduklarını iddia ediyorlar. Sorun burada başlıyor. Gerçek bu mudur?

Aday olanların geneli kendi göçmen kitlesiyle sorunlu insanlardırlar. İçlerinden niyetinden bağımsız olarak göçmen kitlelerin sıkıntılarını dert edinenler vardır. Çoğunluğu göçmenlerin örgütlü güçleriyle ciddi sorunlar yaşamışlardır. Bu kanal üzerinden kendilerini meşrulaştırma telaşındadırlar. Bunların aday olarak varlığı ve bu alanı kirletmeleri de göçmenlerin seçimde uzak durmalarını getirmektedir.

Öncelikle bütün göçmenlerin seçme ve seçilme hakkını elde etmek için mücadele verilmelidir. Bu açıdan göçmenlerin örgütlü güçleri herkese eşit sosyal ve siyasal haklar şiarı etrafında bir araya gelmelidirler. İsviçre’nin şu andaki koşullarında taleplerimizi siyasal mercilere taşımak için ve temsilcilerimizi seçtirmek için seçimlere katılmamız gerekiyor. Bu seçimde de yaşadığımız kantonlarda destekleyeceğimiz ve bizi temsil edeceğine inandığımız adaylar vardırlar. Örneğin Lozan’da Özlem Dursun, Bern’de Haşim Sancar, Basel’de Sibel Arslan ve Mustafa Atıcı gibi.

Bu seçimde de görüldüğü gibi sorunları ardından seyrediyoruz ve son anda dahil oluyoruz. Özellikle İsviçre’de hayat boşluk tanımıyor. Göçmenlerin örgütlü güçlerinin boş bıraktığı bu alanı birileri bizi temsil etmese de kendine görev edinip bizim adımıza dolduruyorlar. Bunun için önümüzdeki süreç açısından bu soruna dahil olunmalıdır ve bunun hak edilen bir biçimde mücadelesi verilmelidir. Bu gecikmiş görev bugünden itibaren başlıca bir maddesi yapılmalıdır.

                                                                             

Yorum Yaz

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.