Bilindiği gibi 2. Temmuz 1993 yılında Sivas Madımak otelinde 33 canımız, 33
yoldaşımız, 33 değerli aydınımız, sanatçımız, 33 her biri can paresi insanımız, diri diri
yakılarak katledildi. Otel odasında esir edilmiş tamamen savunmasız olan genç,
çocuk, kadın, yaşlı aydın ve sanatçıları yakmak için benzin taşıdılar, itfaiyenin yangını
söndürmesini engellediler, yangını büyütmek için otele benzinli paçavra attılar ve bu
katiller bu devlet tarafında makbul “insan” kabul edildiler.
Canavarlar tarafında cayır cayır yakılan bu insanların hiç birisi, ama hiç birisi,
insanlığa karşı hiç bir kötülük yapmamış, hepsi insanların özgürlüğü ve mutluluğu için
canlarını ortaya koymuş, yiğit, üretken ve Ahmet Arif’in dediği gibi “namus
işçisi”ydiler.
TV ekranlarında naklen yayınlarla ve bütün insanlığın gözü önünde yaşanan bu
vahşetin hesabı sorulamadığı gibi o katliamı yapanların tamamı katliamdan hemen
sonra başlamak üzere yıllar sonra ödüllendirildiler. Kırmızı bültenlerle arananlar,
devletin gösterdiği hoşgörünün sonucunda, evlerinde işlerinde muteber unsurlarmış
gibi yaşamlarını sürdürdüler. Madımak katliamının sorumlularından avukatlarından
bazıları da milletvekili olarak devlet yetkilisi olarak karşımıza çıktılar. Maraş katliamını
yaşamış olan bizler bu devletin katliamcı özelliğini ok yakından biliyoruz.
Çünkü hesabı sorulamayan her katliam, başka katliamların davetiyesidir. Özel olduğu
içindir ki bu devlet kuruluşundan beri, istemediği toplumları katlederek, soykırıma
tabii tutarak, topraklarından söküp atarak katletmeye çalışmakta, yok etmek için her
türlü zorbalığı uygulamaktadır.
Madımakta canlı canlı ve dünyanın gözü önünde, canlarımızı yakmak için canavarca
çaba harcayanlar, aynı canavarlığı Alevi halkına, Kürt halkına ve Ermeni halkına karşı
da yapmışlardır.
Bunca katliamın ve soykırımın hesabı sorulamadığı için bugünde aynı katliamlar
devam ettirilmektedirler. Bugün yine Alevi halkına her gün bir yerlerde bir saldırı
yapılmakta, bir yerlerde evleri işaretlenmekte, katledilmiş olan canların anmasının
yapılması yasaklanmaktadır.

Aynı şekilde Kürt halkımızın evleri, şehirleri, toplarla imha edilmekte, toprakları işgal
edilmektedir. Bugün bu yapılanların Alevilere yapılanlardan, Madımak katliamından,
Maraş katliamından hiçbir farkı yoktur. Dün Madımak Otelinde 33 canımızı yakanlara
yol veren destekleyen, onları koruyan devletle bugün Kürtlere karşı savaş sürdüren,
Kürdistan’ı işgal eden zihniyet aynı zihniyettir. Dün Madımak ta aydınları diri diri
yakan devletle, Cizre de, Sur da Nusaybin de evlerin bodrumlarında insanlarımızı diri
diri yakan politika aynı politikadır.
Ancak herkes ve özellikle katliamcı güçler bilsinler ki yapılan hiçbir katliam, hesabı
sorulmadan kalmayacak ve katliamcı yapılar ve politikaların aynı şekilde devam
edemeyeceği günlerde gelecektir. Bugün halkların ve ezilenlerin örgütlü bir
mücadelesi vardır ve Kürtler, Aleviler ve tüm ezilenler, örgütlü olmanın faydasını
öğrenmişler ve bu imkânı gözlerinin nuru gibi koruyacaklardır. Örgütlü Kürt halkı,
örgütlü Aleviler ve tüm ezilenler, katliamcıların kolayca katliam yapmalarına fırsat
vermeyecekleri gibi bundan önce yapılmış bütün katliamların hesabını da
sorulacaklardır. Her kes emin olsun ki o günler çok uzak değildir.
MADIMAK KATLİAMINI UNUTMAYACAK VE HESABINI SORACAĞIZ.
MADIMAK KATLİAMI MARAŞ KATLİAMININ DEVAMIDIR VE AYNI KATLİAMALR DEVAM
ETMEKTEDİR.

Yorum Yaz

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.