Maraş Girişimi tarafından Brüksel’de bulanan Avrupa Parlamentosu’nda (AP) ,“Soykırım kıskacında Maraş katliamı“  başlığı ile bir konferans düzenlendi. Konferansta açılış konuşmasını Maraş katliamında eşini kaybeden ve katliama tanık olan Maviş Toklu yaptı.

Konferans Maraş katliamında yaşamını yitirenler adına saygı duruşu ile başladı.

Daha sonra Avrupa Parlamentosu Konservatif ve Reformist Grup adına Milletvekili Mark Demesmaeker bir açılış konuşması yaptı. Yapılan konferansın tarih olarak tesadüf eseri gerçekleşmediğine vurgu yapan Demesmaeker ,Türkiye’de olup bitenlere endişe ile baktıklarını belirtti. İnsanların Türkiye’de görüşlerini ifade etmekte zorlandıklarını kaydeden Demesmaeker, ifade özgürlüğünün temel görevleri arasında yeraldığını söyledi.

Ardından Maraş Girişimi adına Mehmet Demir söz aldı. Demir,katliamın bugüne kadar yaşadığımız tüm süreçleri belirleyen, coğrafyanın kaderini halen de elinde tutan temel bir sorun olduğuna dikkat çekerek, “Maraş Katliamı’nı gündemde tutmak, hem ülkemiz insanlarını hem de tüm insanlığı bilgilendirmek, sorumluların açığa çıkmasını sağlayacak bir adalet mücadelesini gerçekleştirmek, ciddi bir yüzleşme dinamiğini açığa çıkarmak esas uğraşlarımızın başında gelmektedir“ dedi.

Maraş katliamındai eşi ve ağabeyi katledilen ve buna tanık olan Maviş Toklu da bir açılış konuşması gerçekleştirdi.Toklu, yaşadıkları acıların kimsenin çekmemesini dileyerek ” İlk önce gelip kapıları işaretlediler. Alevilerin kapılarını kırmızı ve diğerlerini de yeşil boya ile işaretlediler. Yaşlıları öldürdüler, çocukların ölülerini kazanlarda kaynatıp annelerine verdiler. Hamile kadınların karınlarını deştiler. Başımıza gelenleri anlatacak sözcük bulamıyorum” şeklinde konuştu.

“MARAŞ KATLİAMINI DEVLET YAPTI”

Konferansın ilk oturumu “Etno dinsel arındırma sürecinde Maraş” başlığı ile yapıldı. Moderatörlüğünü Maraş Girişimi Eşbaşkanı , Gazeteci Elif Sonzamancı’nın yaptığı oturumda Yazar Aziz Tunç, Yazar İnci Aral ve HDP Milletvekili Mahmut Toğrul konuştu.

İlk sözü alan Yazar Aziz Tunç,Maraş katliamının hangi koşullarda gerçekleştiğini aktardı. Katliamın devlet tarafından yapıldığının altının çizilmesi gerektiğine vurgu yapan Tunç, katliamın MİT, asket, siyasetçiler dahiliyetinde yapıldığını aktardı. Tunç, Maraş Katliamı’nın Ermeni Soykırımı’ndan da bağımsız ele alınamayacağını kaydetti.

“MARAŞ KATLİAMINDA KADINLAR TECAVÜZE UĞRADI”

Daha sonra söz alan Yazar İnci Aral ise katliamdan bir yıl sonra otobüse binip Maraş’a gittiğini ve katliam tanıkları ile görüşerek Kıran Hikayeleri kitabını yazdığını söyledi. Geri döndüğünde bir yıl kimseyle konuşmadığını dile getiren Aral, kadınların kendine detaylı şekilde herşeyi anlattığını ve yaşananların çok korkunç olduğunu söyledi. Duruşma tutanaklarını da okunuğunu aktaran Aral, “Bütün tutanakları okudum. Ses kayıtlarını dinledim. Bunun bir devlet operasyonu olduğuna inandım. Zaten duruşmada katliamda rol alanların rahatlığı, gülüşleri de arkalarında bir güç olduğunu gösteriyordu” diye konuştu.

Kadınların katliam sırasında tecavüze uğradıklarına dikkat çeken Aral, bir çok kadının bunu sakladığını ve mahkemede inkar ettiğini belirtti.

“BÖLGENİN DEMOGRAFİK YAPISI DEĞİŞTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul Türkiye tarihinin katliamlar tarihi olduğunu ifade ederek, “Türkiye Cumhuriyeti öncesinde de başlayan tekçi, ırkçı ve asimilasyoncu politikaları, halklar bahçesinde bir tek ulus yaratmaya çalıştı. Bunun için de başta Ermeni katliamı yapıldı. Müslümanlar olmayan azınlıklar, ülkeden kovuldu. Trakya olayları oldu. Yahudilere yönelik saldırılar başladı. Lozan’dan sonra da bu tekçiliği kabul etmeyen Kürtler, karşı çıktı. 1940 yılına kadar Kürtler direniş içerisinde oldu. Ve bu başkaldırı ve direnişler çok kanlı bir şekilde bastırıldı. Ardından tekçi zihniyet hayata geçirildi. Maraş Katliamı da bunun sonucudur. “ dedi. Toğrul, Maraş’ın Kürtsüzleştirilmek ve Alevisizleştirilmek istendiğine dikkat çekerek, “Terolar’da yapılan kamplar, yerleştirilen DAİŞ militanları aslında bölgenin demografinin değiştirilmesi anlamına geliyor. Yine doğayı tahrip etmek için fabrikalar ve santrallerin yapılması da bunu gösteriyor” dedi.

Moderatörlüğünü Gazeteci Şükrü Yıldız’ın yaptığı ikinci oturum ise “Maraş Katliamı ve Adalet Arayışı” başlığı ile yapıldı. İkinci oturumda Maraş katliamı davası avukatlarından İbrahim Sinemillioğlu, Seyid Sönmez, Maraş Girişimi adına Mehmet Üstek ve AP Parlamentosu Milletvekilleri Bodil Vallero ile Costas Mavrides konuştu.

“MARAŞ KATLİAMI DAVASI FORMALİTE BİR DAVA OLDU”

Maraş katliamı davasının avukatlarından olan İbrahim Sinemillioğlu dava sürecinin nasıl başladığını aktardı. Sinemillioğu “Biz İstanbul Barosu adına birkaç avukat ile birlikte gittik. Ancak 8 günde girebildik. Ardından başlayan dava da formalite şeklinde gelişti. Kimse hapis yatmadı. Hatta bazıları sonradan milletvekili oldu. Devlet bunu bilinçli yaptı, katliamı devlet katliamı yapmaktan çıkartıp sağ-sol davasına bağlamak içindi. Devlet aklanmak istendi, bu formalite bir dava oldu” şeklinde konuştu.

Daha sonra AP milletvekili Bodil Vallero söz aldı. Valero soykırım tanımını açarak, İsveç Parlamentosu’nda Ermeni soykırımının , soykırım olarak kabul edilme sürecini anlattı. Soykırım kararırının mahkemelere bırakılması gerektiğine vurgu yapan Valero, soykırım teşebbüsünde bulunmanın bile bu suçu işlemek için yeterli olduğuna dikkat çekti.

Avrupa’daki Ülkü Ocakları’nın faaliyetlerine de işaret eden Vallero, “Bu örgüt, Avrupa’nın birçok ülkesinde faaliyet yürütüyor. Ve birçok suç işliyor. Planları ve amaçları teröristçe. Bence bu grup terör örgütleri listesine alınmalı” diye konuştu.

“MARAŞ KATLİAMI DOSYASI DEVLET SIRRI OLDU”

Avukat Seyid Sönmez de Maraş katliamında yaşamını yitirenlerin kayıp mezarlarına vurgu yaptı. Sönmez , “Mezarların kayıp olduğunu öğrenince kayıp yakınları adına süreç başlattım. Bir çok aile sanki kendilerine değilde bana yardım ediyordu. Katliam duygusunu o kadar ötelemişlerdi. Savcılığa başvurmama rağmen hiçbir davacının ifadesine başvurulmadan reddedildi. Ardından Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk, onlar da ‘siz niye onca yıldır mezarlarınızı aramadınız’ diyerek reddettiler” diye konuştu. Sönmez ayrıca, davanın avukatı olarak dosyaları görmek için başvurmalarına rağmen geçen hafta gelen cevapta “Devlet sırrıdır” denilerek bu başvurularının da reddedildiğini belirtti.

Milletvekili Costas Mavrides  ise Türkiye’deki derin devletin katliamları planladığına dikkat çekerek, “ 1974 yılında Türkiye Kıbrıs’ın kuzeyini işgal etti. Kendi ülkemde birden bire kendimi bir mülteci olarak buldum. 1974’te Attila Timleri Kıbrıs’a bağlı birçok köyde insanları kaybettirdiler. Yakınları hâlâ merak edip arıyorlar. Türk derin devleti 1974 yılında yaptığının aynısını 1978 yılında da yaptı” dedi. Türkiye’nin katliamlarla yüzleşmek istemediğini dile getiren Mavrides, bununda bir suç olduğuna vurgu yaptı.

Maraş Girişimi Eş Başkanı Mehmet Üstek  amaçlarının katliam gündemini uluslararasılaştırmak olduğunu dile getirerek, “Bize ve dostlarımıza düşen görev, işlenen ve ortada olan suçluları açığa çıkarmak ve adaleti sağlamaktır. Eğer suçlular bulunmazsa bunlar yeni suçlar işlemeye devam edecekler.” dedi.

Pirha

Yorum Yaz

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.